• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905334645270
Okuyalım, Okutalım
Takvim
Site Haritası
Ali Haydar Koyun
Timsah gözyaşları dökmenin kimseye faydası yoktur
07/11/2020

Doğal afet denilince ilk akla gelen deprem bu defa Ege’nin İncisi olan İzmir’i kalbinden vurdu…

30 Ekim Cuma günü saat 14.51’de meydana gelen depremde yine onlarca bina yıkıldı, yine onlarca insan enkaz altında kaldı, yine kiminin anası babası, kiminin hayat arkadaşı, kiminin evladı, kiminin sevdiği insanlar hayatını kaybetti.

Her yaşanan doğal afet olayında olduğu gibi bu defada enkaz altında kurtarılanlar, hayatını kaybedenlerin yakınları ve depremi yaşayan insanlar bu acıyı hayatları boyunca bir daha unutamayacaklardır.

Bu insanlar için ne kadar geçmiş olsun dersek diyelim yüreklerindeki bu acı bir daha geçmeyecektir…

Her depremin ardından, her yağmur sonrası oluşan sel baskının ardından yetkili yetkisiz toplum olarak acıyı paylaştığımızı ve bir daha yaşanmamasını temenni ettiğimiz açıklamalar ile paylaşımlar yapar dururuz…

Ancak deprem ve sel gibi doğal afetlerin geride bıraktığı enkazlar kaldırıldıktan sonra hepimiz bu olayı hiç yaşanmamış gibi unutup gidiyoruz…

Acıyı yaşayanların ruhlarında derin bir yara izi bırakan bu tür olayları yaşamayanlar olarak kısa zamanda hayatın normal akışına kapılıp gidiyoruz…

Yeni bir doğal afet yaşanana kadar bir daha da aklımızın ucuna getirmiyor ve hatırlamıyoruz…

Oysa doğal afetlerde insan kaybının önüne geçmek mümkünken, buna neden olan sebepleri önlemek, gerekli tedbirleri almak mümkünken maalesef toplum olarak buna oralı olmuyor ve göz yumuyoruz...

Doğal afetlerin ardından ekranlara çıkan tüm uzmanlar ile bilim insanları depremin insanları öldürmediğini, sağlıksız yapılan binaların öldürdüğünü bıkmadan usanmadan anlatır dururlar…

Ancak ne kadar anlatırlarsa anlatsınlar toplum olarak bu konularda bir türlü bilinçlenmiyoruz, bilinçlenemiyoruz…

Eğer bilinçli bir toplum olmuş olsaydık depremlerde binaların neden yıkıldığını sorgulamamız ve gereken tedbirleri almamız gerekiyordu…

1999 yılında Kocaeli Gölcük de yaşanan depremin ardından imar mevzuatıyla ilgili çıkarılan kanunlar ve yönetmeliklere rağmen halen binalar yılıyor ve insanlar hayatını kaybediyorsa ortada bir şeylerin yanlış gittiğini, uygulandığını, ihmal edildiğini görmemiz gerekiyor…

İşte, görmediğimiz, görmekten kaçındığımız nokta bu konularda toplum olarak hepimizin de suçlu olduğudur…

Siyasetçisi, genel ve yerel idarecisi, mimarı, mühendisi, müteahhidi vb gibi birbirine eklenerek devam eden zincir halkasının sonunda ise millet olarak bizler suçluyuz…

Siz gider fay hattının geçtiği yeri imara, yapılaşmaya açarsanız,

Siz gider imar yönetmeliğine uygun olmayan plan ve projelere onay verirseniz,

Siz gider inşaatta kullanılan demir, kum, çimento vb gibi malzemelerden daha fazla rant elde etme hırsıyla çalacak olursanız,

Siz gider inşaattın yapımında tespit edilen kusurları senin adamın, benim adamım, senin yandaşın, benim yandaşım diyerek görmezden gelerek göz yumacak olursanız,

Siz gider inşaatlardaki kontrolörlük görevini yüzeysel bir şekilde baştan savma yaparsanız,

Siz gider bunların sağlıklı kontrolünü yapmadan ya da eksik yaparak oturum izni verecek olursanız,

Siz gider sağlıksız yapılara elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi aboneliklere onay verirseniz,

Siz gider binanın depreme dayanıklılığını araştırmadan, soruşturmadan sadece boyasına, cilasına, oda sayısı ile genişliğine bakarak satın alırsanız,

Siz gider oy derdi ile birkaç yılda bir imar affı çıkaracak olur ve sağlıksız binaları sağlıklı diye onaylarsanız,

Toplum olarak bu hataları yapanları görmemize ve bilmemize rağmen sesimizi yükselterek haykırmıyorsak daha çok canlar enkaz altında kalacak olur…

İşte bu yanlışlıkları toplum olarak sorgulamadıkça, hatası olanlardan yargı önünde hesap sorulmadıkça daha çok bu tür acı olayları yaşamaya devam ederiz…

Sözün özü olarak, siyasetçiler ile idarecilerin en ufak bir sarsıntıda yıkılan binaların önüne giderek timsah gözyaşları dökmesinin hiç kimseye faydası yoktur… Önemli olan bunlar olmadan, yaşanmadan tedbir alınmasındadır. Sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınanlar görevlerini tam olarak yerine getirmiş olsalardı bu kadar can’ımızı yitirmezdik. 2020 yılı içerisinde dünya genelinde 7 ve 7 üzerinde meydana gelen depremlere baktığımızda 23 Haziran’da Meksika da 10 kişi ile 17 Temmuz’da Papua Yeni Gine’de 1 kişi hayatını kaybederken 30 Ekim’de İzmir’de meydana gelen AFAD’a göre 6.6 olan, Kandilli Rasathanesine göre 6.9 olan depremde ise 114 kişi hayatını kaybetmezdi.



72 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

“Talebiniz ilgili müdürlüğe iletilmiştir.” - 24/11/2020
“Talebiniz ilgili müdürlüğe iletilmiştir.”
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir - 10/10/2020
“Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir” derler ya gerçektende öyleymiş…
Beni de görüyor musunuz? - 17/09/2020
Çocuklarınızın eğitim gördüğü ilkokul, ortaokul, lise ya da yüksek okulun herhangi bir bölümünde…
ÖSYM’nin fendi EKPSS’yi yendi - 17/09/2020
Anayasamızın eşitlikle ilgili 10.maddesine 2010 yılında yapılan değişiklikle “engelliler” kelimesi eklenerek engellilere pozitif ayrımcılık yapılması hedeflenmişti.
Bu soytarılıklara, rezilliklere kim son verecek? - 17/09/2020
Zaman zaman yazılı ve görsel medya ile sosyal medyada engelli insanları aşağılayan, küçük düşüren, rencide eden ve onur kırıcı haberler yer alır.
Kural Tanımaz Toplum Olmuşuz - 23/07/2020
Her şeyi ‘kader’e bağlayarak olayı geçiştirmişiz.
Battalgazi Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi - 14/07/2020
Battalgazi Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi
Vuslata ermemiz mahşere mi kalacak? - 07/07/2020
Nihayet bir 7 Temmuz tarihi daha gelip çattı… Saymaya başladığımız bu 7 Temmuz tarihi tam 15’inci oldu…
Ali Haydar Koyun: Sömürüye Dur Demek Elinizde… - 24/04/2017
Sömürüye Dur Demek Elinizde…
 Devamı
Fikir Konağı
Abdullah Küçük
Hem AYDIN Hem MÜNEVVER

Abdullatif Acar
Umut Adına Martı Olmak

Ali Haydar Koyun
“Talebiniz ilgili müdürlüğe iletilmiştir.”

Aslı Ersoy
Zıtlıkların Öğretisi*

Aynur Hazar
Nice Ömürler Eskir Yaşamanın Teninde

Burak Kılıçaslan
Burak Kılıçaslan: Emin Demir ile "Ferman" Üzerine Bir Söyleşi

Gülhan Teke Genç
Beyin Denen Gizem

Hanife Mert
Eylül ve Hüzün

Murat Şaşzade
Küçük Tuhaflıklar

Necdet Bayraktaroğlu
Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur

Nermin Güday Kaçar
Asker Yolu Beklerim

Nurcan Dağ
Yalancı Pollyanna Kitap İncelemesi

Nurittin Günay
İyi Saatte Olsunlar

Özlem Akşit
Selamlaşma Geleneğinin Toplum ve Gençliğimiz İçin Anlam ve Önemi

Pakize Şeyma Kandemir
Umut Adına Martı Olmak Kitabının Değerlendirilmesi

Şükran Pınarcan
Duran Çetin Cüneyt kitabı yorumu

Turan Yalçın
Külüstür

Afşin Selim
Kitapla Diriliş

Ahmet Aytaç
Yazmak kolaydır, Okutturmak büyük marifet ister...

Altun Özmeşe
Kalpteki Kor Parçası

Ayşen Kurban
Eksiğim

Çağrı Cebeci
Çağrı Cebeci: Yaşlılık

Dilruba Başak
Her Şey Sevince Güzel

Diyanet İşleri Başkanlığı
Öfkeye Hakim Olmak

Engin Dinç
Dil Belası

Ergül Yılmaz
Bir Demet Şiir

Gamze Karadağ
Kayahan Demir: Gaipten Sesler

Gamze Parlak
İnsanlık Nereye Gidiyor

Gözde Karadağ
Gözde Karadağ: Hakan Yusuf Yılmaz - Alpagut Budun 1 Beklenmedik Keşif

Havva Yaşar
Tefekkür Üzerine Hasbihal

Hayrettin Gönül
Zaferimiz Daha Bir Yaşında!

İbrahim Ethem Gören
Bir Burak bekleniyor!

İlhan Özgür
Türk Eri

Kaşif Meriçli
Kaşif Meriçli: Little Fugitive

Mahmut Ferhat Alptekin
Demokratik Sol

Mehmet Aydın
Ömer Faruk Kaya: Sus ve Bana Aşkı Anlat

Merve Güney
Güneşin Kızı Biterken

Meryem Seyda Parlak
Psikoloji’ye (Ruh Bilimine) Olan İhtiyaç

Muharrem Dere
Doğu, Batı. Dost, Düşman! Kime Göre?

Murat Ginlik
Kısacık ve Çok Uzun Bir Hikâye

Mustafa Gündoğdu
Ölüm Var...

Nazan Arısoy
Yağmur'un Aşka Teslim Oluşu

Necati Dilek
Uğruna Şiirler Yazılan Kadın

Nurhan Işkın
Dedemin Saati

Selahattin Doğan
İyilikde İnatlaşmak

Yasemin Ilgın
Yasemin Ilgın: Hayallerim

Zeynep Didem Gezgin
Merhamet