• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905334645270
Okuyalım, Okutalım
Takvim
Site Haritası
Abdullah Küçük
abdullah.kucuk@hotmail.com.tr
Memleket Hikâyeleri
30/12/2020

Refik Halit Karay’ı ‘Memleket Hikâyeleri’ adlı Hikâye kitabı ile tanımıştım. Kitabın ilk baskısı Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıktığı yıl, 1919’da yapılmış, 14 hikâyeden oluşmaktadır. Ancak her ne olduysa sonradan bunlara dört hikâye daha eklenmiş.

Sonra, edebiyatın İstanbul sınırları içerisinde kaldığı o tarihlerde nasıl olmuş da Refik Halit ‘Memleket Hikâyeleri’ yazmış olabilir diye merak etmiştim.

Kimilerinin rivayetine göre, Üstat, İttihat ve Terakki’yi eleştiren yazılar kaleme almış Cem dergisinde. Kimi rivayete göre de Mahmut Şevket Paşa suikastı nedeniyle Anadolu’ya sürgüne gönderilmiş.

Her neyse, sonuçta, 1913-1918 yılları arasında, Sinop, Çorum, Ankara ve Bilecik’te sürgün hayatı yaşamış Üstat. Bu münasebetle ‘memleketi’ gören Refik Halit Karay hikâyelerinden altısını o dönemde yazmış.

Ustanın hikâyelerinde ortak özellik ‘facia’dır. Zaten dört hikâye ölümle neticeleniyor. Biri idealist bir öğretmenin memleket koşullarında yavaş yavaş yıkılışı üzerine. Diğerlerine gelince; ‘kazık atma’, ‘kazıklanma’, ayrılık ve mutsuzluk üzerine kurulu. Maalesef üstat ‘mutlu son’ taraftarı değilmiş.

Yatık Emine

Hani Ömer Kavur yönetmenimizin ‘Yatık Emine’ filmi... Necla Nazır ile Serdar Gökhan başrollerde oynamışlardı. O filmin senaryosu Refik Halit Karay’ın ‘Memleket Hikâyeleri’ kitabından alınmıştır. Ahh sansür ah! İlk senaryo sansürden geçmeyince, Kavur ile Turgut Özakman, yeni bir metin hazırlarlar ve Karay'ın öyküsündeki bazı kesimler çıkarılır, buna karşılık bazı ekler yapılır.

Yatır

‘Yatır’ adlı hikâyeden başlamıştım okumaya. Neden öyle davrandığıma dair hiçbir şey gelmiyor aklıma, belki adı ilgimi çekmişti belki de hikâyeyi Ankara’dayken yazdığı için, bilmiyorum. Belki de öküz nedeniyledir. Şöyle: bir veba salgını neticesinde kasabada öküz kalmamıştır, bu bir felakettir, çünkü kasaba halkının kışı geçirmek için oduna ihtiyacı vardır. Hamamcı Nuri ise, iki yıllığına kiraladığı hamamı ısıtamayacaktır. Parasını tırınk ödemiştir. Çözüm. Kasabaya dört saat uzaklıkta bir orman vardır. Lakin o ormanda bir de ‘yatır’ vardır... Daha fazla deşifre etmeyeyim.

Bir hikâyeciden beklenen şey nesnelliğidir; köylülerin çıkarcı-gerçekçi davranışlarının karşıtlığı, bu karşıtlığa karşı Refik Halit tam bir nesnellik içerisinde köylülerin tutumlarını anlatır.

“O güzel çam korusunun üç yılda çıplak bir tepe ile çıplak bir mezar haline getirildiğini, kaynağın bile kaybolduğunu…”

Kimileri bu hikâyeye, ‘ilk çevreci hikâye’ derler.

Sus Payı

Üstat bu hikâyede bizlere Bursa’da bir ipek fabrikasında, işçi kızların nasıl sömürüldüğünü anlatır.

Nasıl insanın içi burkulur, kahrolur... Her ay fabrikada bir genç kız zayıflayarak, öksürerek, terlemiş şakaklarına saçları yapışarak, sabırlı, dayanıklı eriyor ve bir gün artık evinden çıkamayarak köşesinde ölüyordu.

Üç dört kuruşa on dört saat kaynar sular başında, pis kokular, hasta nefesler... nedeniyle zehirlenerek, tazeliğinden, kızlığından, gözlerinin parıltısından her gün bir zerre kaybederek...

Böyle anlatıyor Üstat. Sonunda kızların ustabaşısı Hasip Efendi’nin sevgilisi Fotika da hastalanır. Hasip Efendi fabrika sahiplerine küfürler etmeye başlar... ve düşünür, fabrika sahiplerine altın, mezarlara ölü yetiştiriyordur.

Arama motorlarından birine ‘Sus Payı’ yazıldığında seslendirilmiş halde dinlenebiliyor.

Nasıl ki ‘Yatır’ ilk çevreci hikâyemizdir, ‘Sus Payı’ da belki ilk ‘işçi hikâyemizdir.’

Şeftali Bahçeleri

Bu hikâyede de bir küçük şehirde “...keyif düşkünü memurlar”ın arasına, “yazıişleri müdürü” olarak katılan Agah Bey’in, (tam dört yıl Zaptiye Nezareti tutukevinde sebepsiz alıkonduktan sonra) memlekete ciddi hizmet etmek üzere atanmasını, fakat ödenek azlığı, arkadaşlarının tembelliği gibi engeller nedeniyle yavaş yavaş yok oluşunu, memur arkadaşlarının rakı alemlerinde… vesaire vesaire.

Kısaca ‘taşrada yiten adam’ konusuna 1919’lu bir yaklaşım.

Uzattığımın farkındayım, ‘Memleket Hikayeleri’nden bir hikayeden daha bahsedip kaçacağım.

Şaka   

Bu hikâye sonu dışında diğer hikâyelerinden farklı. Bir kere kasaba atmosferi çok güzel anlatılmış ve nihayet ‘yaşama keyfi’ yaşatıyor insana.

“Kepenkleri yarı kaldırılmış loş meyhaneleri, müşterisiz boş dükkanları, sessiz, uykulu evleriyle gündüzleri hareketsiz, şamatasız duran bu sokak, akşama doğru, meydana balık sergileri kurulduktan, istiridye işportaları dizildikten sonra halk ve uğultu ile dolar; satıcıların çığırtkanları, alıcıların kavgacı pazarlıkları ve bunların arasında dolaşıp pavurya satan yalınayak Rum çocuklarının kulakları çınlatan yaygaralarıyla kalabalık, gürültü, hareketli bir pazar meydanı halini alırdı.”

Dedik ya Üstadın facia merakı yüzünden bu keyifli hikâye de anlamsız bir şekilde… Nokta.

Ha bu arada, Üstadın, ‘Kuvvete Karşı’ hikâyesi de galiba ilk Amerikan karşıtı bir hikâyedir.

2021 tüm dünyaya hayırlı gelir inşallah. Yeni yılda yepyeni hikâyelerle buluşmak üzere...

Hadi eyvallah...



146 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Şaşmak Şaşakalmak - 10/02/2021
Şaşırmak-şaşırmamak, şaşmak-şaşmamaktan başka bir şeydir.
Yazar mı? Yazan mı? - 22/01/2021
Mesele, biz yazalım, siz okuyunuz meselesi midir?
Stephen King - 15/12/2020
Kabuslar Pazarı
Hem AYDIN Hem MÜNEVVER - 29/11/2020
Nesli tükenen güzel kelimelerimiz...
Roman Kişileri - 13/11/2020
Sanat yaparken insan, yalan söyleyemez...
Altını Çizmek - 29/10/2020
Haksızlık ettiğimi düşünmek...
Laf Lafı Açarmış - 01/10/2020
Rasgele
Acıyı Dostoyevski ile Sevmek - 14/09/2020
“Şurası kesindir ki, bizler, acıyı bazen tutkuya varan bir sevgiyle severiz.”
Don Kişot - 01/09/2020
Miguel de Cervantes tarafından yazılan roman...
 Devamı
Fikir Konağı
Abdullah Küçük
Şaşmak Şaşakalmak

Abdullatif Acar
Umut Adına Martı Olmak

Ali Haydar Koyun
“Bu ayıp kimindir?”

Aslı Ersoy
Zıtlıkların Öğretisi*

Aynur Hazar
Nice Ömürler Eskir Yaşamanın Teninde

Aytekin Duran
Bakırköy'ün Huzur Dolu Sokakları

Burak Kılıçaslan
Burak Kılıçaslan: Emin Demir ile "Ferman" Üzerine Bir Söyleşi

Gülhan Teke Genç
Evrildik (mi?)

Hanife Mert
Eylül ve Hüzün

Hatice Yatkın Yetişen
İçimizdeki Çocuk

Mecbure İnal Vela
Çizdim, oynamıyorum!

Murat Şaşzade
Küçük Tuhaflıklar

Nagihan Örsel
Sadece SEN!

Necdet Bayraktaroğlu
Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur

Nermin Güday Kaçar
Asker Yolu Beklerim

Nurcan Dağ
Yalancı Pollyanna Kitap İncelemesi

Nurittin Günay
Atasözleri

Özlem Akşit
Selamlaşma Geleneğinin Toplum ve Gençliğimiz İçin Anlam ve Önemi

Pakize Şeyma Kandemir
Salgının Yeni Yazarları 1

Şükran Pınarcan
Duran Çetin Cüneyt kitabı yorumu

Turan Yalçın
4 Yılda 650 Kitap Okumak

Afşin Selim
Kitapla Diriliş

Ahmet Aytaç
Yazmak kolaydır, Okutturmak büyük marifet ister...

Altun Özmeşe
Kalpteki Kor Parçası

Ayşen Kurban
Eksiğim

Çağrı Cebeci
Çağrı Cebeci: Yaşlılık

Dilruba Başak
Her Şey Sevince Güzel

Diyanet İşleri Başkanlığı
Öfkeye Hakim Olmak

Engin Dinç
Dil Belası

Ergül Yılmaz
Bir Demet Şiir

Gamze Karadağ
Kayahan Demir: Gaipten Sesler

Gamze Parlak
İnsanlık Nereye Gidiyor

Gözde Karadağ
Gözde Karadağ: Hakan Yusuf Yılmaz - Alpagut Budun 1 Beklenmedik Keşif

Havva Yaşar
Tefekkür Üzerine Hasbihal

Hayrettin Gönül
Zaferimiz Daha Bir Yaşında!

İbrahim Ethem Gören
Bir Burak bekleniyor!

İlhan Özgür
Türk Eri

Kaşif Meriçli
Kaşif Meriçli: Little Fugitive

Mahmut Ferhat Alptekin
Demokratik Sol

Mehmet Aydın
Ömer Faruk Kaya: Sus ve Bana Aşkı Anlat

Merve Güney
Güneşin Kızı Biterken

Meryem Seyda Parlak
Psikoloji’ye (Ruh Bilimine) Olan İhtiyaç

Muharrem Dere
Doğu, Batı. Dost, Düşman! Kime Göre?

Murat Ginlik
Kısacık ve Çok Uzun Bir Hikâye

Mustafa Gündoğdu
Ölüm Var...

Nazan Arısoy
Yağmur'un Aşka Teslim Oluşu

Necati Dilek
Uğruna Şiirler Yazılan Kadın

Nurhan Işkın
Dedemin Saati

Selahattin Doğan
İyilikde İnatlaşmak

Yasemin Ilgın
Yasemin Ilgın: Hayallerim

Zeynep Didem Gezgin
Merhamet