• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905334645270
Okuyalım, Okutalım
Takvim
Site Haritası
İbrahim Ethem Gören
Sait Akdağ ile vitray sanatı üzerine...
31/10/2014


İbrahim Ethem Gören: Sait Bey vitraya geçmezden önce sizinle kısaca sanat ve estetik üzerine konuşalım vitray yapıyorsunuz, şiirle meşgul oluyorsunuz, fıkra, makale yazıyorsunuz, fotoğraf çekiyorsunuz. Sizce sanat ve estetik nedir?

Sait Edip Akdağ: Böylesi güzel bir mekânda atalar yadigârı vitrayla ilgili hatırlanmaya vesile olmanıza minnettarım. Sanatı ve sanatkârı sahiplenmenizin sıcaklığında gönendiğimi ve berhüdar olduğumu bilmenizi isterim. Öncelikle bu teşekkürü sunarak röportajımıza başlayalım.

Sanat; bedene can veren ruhun, âb-ı hayatla beslenmesidir. Bir yönüyle ait olduğu millî coğrafyadaki ruh dünyasının çiçeğe durup meyve vermesi; diğer yönüyle bu meyvelerle ruhlara renk katmasıdır.

Her ruh sahibinin kendine, kendince âb-ı hayat saydığı güzellikten pay alması ve yaşam enerjisine pey sürmesidir. Güzel ve hoşça nazarla hayata bakışın, kendine yakın bulduğu ve zevk aldığı şahsî doruklarda soluklanmasıdır. Sanatsız hayat, can damarının en önemli kaynağından mahrum kalan insan ve toplumların sönükleşmesidir.

Ülkelerin ve insanlığın gelişmişliği sanatın inkişafına bağlıdır. Sanatın millî olması, topluma has olması ve kendi kaynaklarından beslenmesi asıldır. Millî olan her şey asildir. Asaletin zarafete gönül bağladığı civanlıkta sanat ışıldar. Sanat gönülcedir, millî olması ise gülcedir.



SANAT HAYATIN; ESTETİK SANATIN RUHUDUR

Estetik; sanata kalite kazandıran, basamak basamak zirveye taşıyan ruhudur. Sanat hayatın ruhu, estetik ise sanatın ruhudur. Sanatın insan yaratılışına uygun olması, insana zevk katacak kıvamda bulunmasıdır. Sanat ve estetik birbirini tamamlayan ve tanımlayan, birbirinden ayrılmaz ikilidir.

Sanatın millî olması, kültür ve inancımızın temeli olması yani ilahî kaynaklı olması ölümsüzlüğünün vazgeçilmesidir. Estetikliğine kalite getiren esaslı unsur da, sanatın yaratılışa uyumlu ilahî cezbeden nasipkâr olmasıdır. Estetik güzellik, sanatı oluşturan ve sevgiye daha ötesi ‘muhabbete’/ilahi aşka ulaştıran kanaldır.

VİTRAY CAMIN HAYATI SARAN
RENKLERDE RAKSEDİŞİDİR

Vitrayda, camda, bahsettiğiniz estetik güzelliklerde ne arıyorsunuz?
Her güzel sanat, insanı hayata bağlayan ve hayatı mayalandırarak yüce bir şahsenemliğe siparişleyen devinimlerdir. Hayat dinamiktir, sanat da dinamiktir. Durağanmış gibi konumlanmışlığında devasa ritim vardır. Vitray da güzel sanattır. Camın hayatı saran renklerde raksedişidir. Dinamizmdir. Şeffaf büyünün cana can katan hayat damarıdır. Ruhu kıvamlaması, teni sıvazlamasıdır. Bütün bunlarda ise aranan, bulunan ve tamamlanan; yaratılış gayesine yol alıştır.

Yaratan güzeldir, ezeldir. Ve güzeli sever. Biz faniler ise günlük hengâmelerde ebedî güzel ve özeli unutma noktasında, vitrayda açıveren bir menekşeyle O’nu hatırlatmaktır. Her güzel sanatın amacı ve gerçeğe uygunluğu, ebedî güzel olan Yaradan’ın hatırlanması ve ruhun kıvamlanmasıdır. Sanat insanda güzel duygular uyandırmıyor ve iç dünyasında huzura kapı aralamıyorsa doğasına aykırı davranıyordur. Ben vitrayda; günlük hayatın kargaşasından huzura, oradan da huzurun gerçek sahibine ulaşma cabasındayım.



VİTRAY IŞIKLA RESMİN EL-ELE VERDİĞİ GÖRSEL ŞÖLENDİR

Vitray sanatı hakkında genel bilgi verir misiniz?
Vitray sanatı; cam süsleme sanatı ve ışıkla resmin elele verdiği görsel şölendir. Gün ışığı veya herhangi bir ışığın huzmelerine ve tonlarına göre görünüm kazanan ışıklı resim sanatıdır.

Vitray hangi yönüyle resimden farklılaşır?
Diğer resim sanatlarından ayrılan yönü ışığın değişimiyle değişik özellikler ve görüntü kazanmasıdır.

Vitrayın geçmişine dair neler aktarabilirsiniz?
Köklü bir geçmişe sahip olan vitray; tarihte antik döneme kadar uzanıyor. Günümüze kadar değişik alanlarda yaygınlık kazanmıştır. Dini yapıların aydınlatılmasında ve pencerelerinde mistik bir hava oluşturmasında kullanılan vitray, pencereler dışında farklı alanlarda da kullanılmaya başlanmıştır. Yüzyıllarca dış mimarinin ve ana yapının bir parçası olarak görülen vitray, günümüzde iç mimaride ve dekorasyonda çokça kullanım alanı bulmuştur. Camın ve dekorasyonun olduğu her yerde vitrayın varlığından söz etmek mümkündür.

Biraz da vitray uygulamasına değinir misiniz?
Vitray; yapılışı olarak farklı büyüklük ve biçimlerdeki ve değişik renklerdeki camların değişik birleştirici unsurlarla bir araya getirilmesiyle kompozisyon oluşturarak yapılabileceği gibi cam üzerine konturla oluşturulacak desenlerin içinin boyanmasıyla da yapılabilir. Günümüzde sanatçıya göre değişen uygulama teknikleri olmasına rağmen anahatlarıyla beş şekilde uygulanmaktadır.
Bunlar; boyalı vitray, mozaik vitray, macunlu vitray, kurşunlu vitray, tiffani vitraydır.

Siz hangisini tercih ediyorsunuz?
Ben boyalı vitray tekniğini tercih ediyorum.

Malzemeleriniz nelerdir? Kısaca boyalı vitrayın yapımını anlatır mısınız?
Boyalı vitrayın yapımı için kumlanmış cam, kontur malzemesi, cam boyası ve değişik büyüklüklerde fırçalar gerekiyor. Eskiz çizim ve renklendirilmesinden sonra eskiz camın altına yerleştirilir ve kontur ile sınırları çizilir. Daha sonra seçilen renkler fırçalarla boyanarak vitray renklendirilir. Kullanılan eskizin yoğunluğu ve karmaşıklığı vitraya derinlik ve görsellik katar.



VİTRAY HAYATLAŞAN SANATTIR

Vitray nasıl bir ihtiyaca binaen doğmuş/keşfedilmiştir?
Cam ışıklandırmanın sağlıklı olması nedeniyle mecburiyetten doğmasına rağmen, vitray, sanat ve estetikten kaynaklanan duygularla insan hayatında yer almıştır. Yani estetik kaygı, sanat saygının uzantısıdır diyebiliriz vitrayın doğuşuna neden olarak.

Vitray, camın insan hayatına girmesinin sonrasında şekillenen ve hayatlaşan sanattır. Cam, taş devrinde kullanılmaya başlamıştır. O zamanki camlar, volkanik olaylar sonucu meydana gelen doğal (tabii) camlardır. İnsan yapımı cam, üfleme aletinin icadıyla Mısır’da kullanılmaya başlamıştır. Bu teknik daha sonra Finike, Yunanistan ve Romalılar tarafından kullanılmıştır. Ülkelerin fethedilmesi ve coğrafyanın el değiştirmesiyle vitray VII. yüzyılda Araplar, daha sonra da Türkler tarafından kullanılarak sanat değeri yüksek örnekler ortaya konulmuştur. Hıristiyanlık dünyasında sadece dini yapılarda (Kilise, katedral vb.) kullanılan vitray; Türklerde dini yapıların dışında, türbe, saray, köşk, kasr, kütüphane ve evlerde de kullanılmıştır.

Ne zamandır eliniz cama değiyor?
1998 yılından beri elim cama dokunuyor, dolayısıyla vitrayla hemhalim. O yıllarda yeni aldığım bir ofisin dekorasyonunda kullanılmak üzere öğrendiğim ve ofisin iç camlarının ve ışıklandırılmasının tamamında kullandığım vitrayı daha sonra farklı alanlarda yapmaya ve uygulamaya başladım. El ustalığına, dikkate, sabra ve zamana ihtiyaç duyan zarif bir sanat vitray. Dünyanın en zarif malzemesi olan camla saatlerce halleşiyor ve üzerine zevkinize göre eskizler çizerek ona renk veriyor, ışıkla buluşmasına aracılık ediyorsunuz.

Vitrayın etkileşim halinde olduğu sanatlar nelerdir?
Güzel sanatlar hep birbirinden faydalanır ve etkileşim halindedir. Geleneksel ve kadim sanatlarımız ise tamamen birbiriyle kardeş ve özdeştir. Ebruyla, hat sanatını yine hatla tezhibi, tezhiple ciltçiliği, hatla kaligrafiyi etkileşim ve tamamlama bakımından birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Vitrayın etkileşim alanı ise en başta resimdir, desinatörlüktür. Cama çizilecek eskiz, desendir veya resimdir... Basitinden karmaşığına uzayan ışık oyunlarının topyekûn cümbüşünde ışıklandırma, iç mimari bilgi donanımı gereklidir. Renk uyumu ve boyamadaki fırça darbelerinin etkileşimi önemlidir. Yine vitray tekniklerinde kullanılan malzemenin özelliğine göre, kurşunlama, bakır malzeme işlenmesi, cam kesme usulleri ve birleştirme tekniği bilgileri gereklidir. Bu yöntemleri bilme ve hâkimiyet ortaya çıkacak eserin görselliğine ve zarafetine çok katkılı olacaktır.

VİTRAY IŞIKLA RESMİ EBEDİLEŞTİRİR

Vitray resim sanatına nasıl bir ilave katma değer sunmuştur?
Ressam eserini meydana getirirken ışıktan sonuna kadar faydalanır ve etkilenir. Dünya ve ülkemizin şaheserleri hatırlandığında, ışığın yansımaları tablolara ölümsüzlük katar ve değerlerini taçlandırır.

Ama bu eserlerin korunması ve muhafazasında ışığa maruz kalmasında çok dikkat edilmesi gerekir. Ve orijinal tablolar sergilenmez, tıpkı yapımları insanların ziyaretine sunulur. Resme son fırça darbesi vurulduktan sonra, ışıkla darbeleşme ve harpleşme başlar. Vitrayda ise tam tersidir. Vitray eseri meydan geldikten sonra ışıkla kardeşliği ve cümbüşü başlamıştır. Bu noktada vitray ışıkla resmi ebedileştirir. Vitray ışıkla yıkandıkça, gönül atmosferinde ve sanatseverle insan ufkunda havai fişekler çağrıştırır. Resim ışıktan olumsuz etkilenirken vitray, resimle ışığı kaynaştıran ve barıştıran sanattır. Vitray resme çok boyut getiren ve onu günışında ölümsüzleştiren bir sanattır.

EMEK ÜRÜNÜ OLAN HER ŞEY “ESER”DİR

Bir vitray çalışmasının “eser” niteliğini haiz olması için hangi özelliklere sahip olması gerekir?
Her emek ürünü olan ‘eser’dir ve muhakkak saygıya değer. Bu, sanata, emeğe ve insana saygının gereğidir. Vitrayın kalıcı olmasının en önemli etkenlerinden başta geleni kullanıldığı mekândır. Kalıcı mekânlar, mimari özelliği olan binalara yapılan vitraylar uzun yıllar kalıcıdırlar ve “eser” niteliğindedirler. Sanat açısından ise vitray’ın “eser” olması, çizimde kullanılan eskizin özelliğinin ve güzelliğinin olmasına, sıradışı olmasına ve orijinal olmasına bağlıdır. Bu noktada vitray sanatkârı desinatörden veya ressamdan yardım alabilir.

Kullanılan malzeme ve bu malzemelerin uzun yıllar kalıcı olması da vitrayın “eser” olmasında önemlidir. Vitray eserlerinde ışığa çok maruz kalması nedeniyle kullanılan malzemelerin, kontur ve boyaların kaliteli olması gerekmektedir.

Vitray çalışmalarınızı nasıl/nerelerde değerlendiriyorsunuz?
Vitray çalışmalarımı özel mekânlarda; ofis, işyeri, sosyal tesis, konut, villalarda değerlendiriyorum.

Vitray motiflerini nasıl/nereden temin ediyorsunuz?
Eskiz/desen olarak milli motiflerimizi kullanmanın yanında, hüsnü hattı da kullanıyorum. Bununla birlikte kaligraf olmamın avantajını kullanarak, kaligrafinin vitray sanatına aktarılmasını sağlıyorum.

Önceleri daha çok dini mimaride kullanılırken günümüzde sivil mimari örneklerinde sıkça karşımıza çıkıyor? Sizce vitray sanatı nereye gidiyor?
Selçuklu ve Osmanlı’da ecdadımız kalıcı binaları taştan yapmışlardır. Bu binalar, devlet-ebed-müddeti temsil eden sultana ait saraylar ve devlette önemli kişilerin işlerinde de kullandıkları konakları ve yalılarıdır. Asıl kalıcı binalar ise camiler, kervansaraylar ve türbelerdir. Bu kalıcı eserler hem mimarisiyle hem de detaylarıyla “şaheser” olma özelliklerini hâlâ devam ettirmektedirler. Mezkûr mimari yapıların ışıklandırılmalarında ve dekorunda vitray kullanılmıştır. Her biri birer şaheser olan bu vitraylar yüzyıllara meydan okuyarak hâlâ nefasetlerini sürdürmektedir. Fani olan ve bu anlayışın hâkim olduğu yaşam tarzına göre; insanların evleri ahşap ve kerpiçten yapılmıştır.

Günümüzde ise kültürümüzün “bâkî” ve “fani” anlayışındaki değişiklik nedeni, refahın artması ve topluma yayılmasıyla vitray her çeşit mekânda kullanılmaya başlamış ve yaygınlaşmıştır. Konutlarda; pencerelerde, aydınlıklarda, oda bölmelerinde, paravanlarda, duvar panolarında, abajurlarda ve kapılarda yer almaktadır. Fabrikalarda; hizmet binalarında, dinlenme-eğlenme tesislerinde, yemek-oyun salonlarında, yönetici, müdür odalarında yer almaktadır. Otellerde; dış mekân ve aydınlatma panolarında, giriş kapılarında, lobilerde, banyo, yemek, eğlence salonlarında, odaların aydınlatma elemanlarında paravanlarda kullanılmıştır. Ayrıca cami, eğlence yerleri, spor salonları, devlet kurum ve dairelerinde, okullarda, sanat galerilerinde istasyon bekleme salonları gibi yerlerde de kullanılmaktadır. Bunun yanında pek çok alanda; lamba, abajur avize v.s. kullanılarak hayatımızda ışıkla ilgili her alana girmeye başlayarak teknik gelişmelere paralel olarak gündelik hayatımızda giderek çoğalmaktadır. Bu yaygınlaşma, millî sanatlarımıza sahip çıkılması ve popüler olması yönüyle sevindiricidir. Kendimize gelme ve özümüze dönme açısından olumlu gelişmelerdir. Lakin vitray sanatına ilginin yeterli olmadığını, daha da gündemde olmasının ve yaygınlaşmasının gerektiğini belirtmek gerekir. Atalarımıza vefa borcu olarak bu sanata da sahip çıkmamız gerekmektedir.

Konya’da Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde ne kadar kullanılmış? Günümüze ulaşan örnekler neler?
Konya’da Selçuklu ve Osmanlı’dan kalan başlıca mimari eserler; cami, medrese ve türbeler olup bunlarda vitray kullanılmıştır. Selçuklu yapılarındaki cam işlerinin çok iyi geliştiği de pencerelerdeki bazı izlerden anlaşılmaktadır. Bu devir mimarisinde cam abidevi yapılarda binaları aydınlatmaktan ziyade dekoratif bir güzellik veren Filgüzü desenli, alçı pencereler kullanılmıştır.

Selçuklularda bu işçiliğe Revzen denilmektedir. Konya ile Beyşehir Gölü batısında Selçuklu Sultanı Alaadin Keykubat yaptırdığı Kubat-Abad Sarayları kalıntılarında, saray odalarını dolduran molozlar temizlenirken, saray pencerelerine ait ve çoğu yuvarlak ve çoğu bombeli pek çok renkli cam parçası bulunmuştur. 1965 yılında Kubat-Abad’ta yeniden yapılan kazılarda yine bol miktarda mavi, yeşil, sarı, kahverengi renklerdeki kalın kenarlı yuvarlak bu cam parçalarının kalın alçı gözeneklere yerleştirilerek vitray halinde sarayı süslemiştir.

Osmanlı’dan kalan Selimiye Camii, Şerafettin Camii ve Kapu Camii’nde alçı pencerelerde vitray kullanılmıştır. Cami mimarisinde pencereleri kapısından büyük olma özelliğiyle bilinen Aziziye Camii’nde nefis vitraylar kullanılmıştır. Mevlana Türbesi’nde de vitray örnekleri vardır.

Vitraya meraklı olanlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Vitray, geleneksel sanatlarımız içinde en göz alıcı olanlarındandır. Sanat olarak birkaç dalı birleştirdiğinden daha çok emek ve yetenek istemektedir. Bundan dolayı da sabır ve kabiliyet gerektiren sanatlarımızdandır. Vitray, sabır ve yeteneği birleştirenlere ışıkla sanatını ve gönlünü yıkayanlara renkli bir hayat sunar. Sevilesi ve geleceği her zaman olan geleneksel sanatlarımızdandır. Cam gibi zarif ve ışık gibi hayat dolu sanatseverlerin hünerli parmaklarına emanet olsun vitrayımız..

İlginiz için teşekkür ederim Sait Bey.
Bu imkânı bana verdiğiniz için teşekkür ediyorum, edebi ve eskimeyen dost İbrahim Ethem Bey... Cam gibi aziz, ışık gibi parlak olasınız...

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni



2081 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Bir Burak bekleniyor! - 15/05/2015
Burak, Hakk Teâlâ’nın buyruğuyla “Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya…” götürdü.
Kapalı Çarşı - 03/04/2015
Şiiri, mısralar arasına yüklenen hikmeti, şairi ve bahusus Üstad Sezai Karakoç’u çok severim… Çok sever, eserlerini yana yana, dönene okur dururum, durur okurum… Ondaki aşkın manayı keşfetmeye çalışırım…
Yücelerden Kafile - 27/02/2015
Kitabı heyecanla okumaya başladığınızda kendilerinden bahsedilen evliyalarla konuşup elinizi uzatsanız dokunacak gibi oluyorsunuz.
Çini Ustası - 13/02/2015
Bir gümüş yüzük, üzerindeki turkuvaz taşta Lafza-i Celâl yazılı… İnce, zevkli bir eser… Gönlünde sanat ve estetik güzelliklere açık kapılar bulunan sanatkârın, mezkûr yüzükteki taşı temaşa etmesiyle çini ile ünsiyeti başlamış…
Asker elbisesi düşmanda korku uyandırmalı - 24/01/2015
Türk devletleri askeri kıyafetleri konusunda çalışmalar yapan, Talimhane Okçuluk Kulübü Başkanı Av. Adnan Mehel ile tarihi Türk devletlerinin askeri kıyafetleri üzerine hasbıhal ederek, ecdadımızın savaş kıyafetlerini irdeledik..
Masalsız Çocuklar - 12/01/2015
Size masal mı anlatayım çocuklar! Hiç duymadığınız, aşinası olmadığınız masallardan mı söz edeyim size, yoksa kulaklarınıza ninni mi fısıldayayım!
Hangi Yılbaşı! - 30/12/2014
Okuyucularımız yılbaşı adetini, tüketim çılgınlığını, pagan kültürünü, Aziz Nicholas’ı, çevre tahribatını değerlendirdi...
Savaş Çevik’ten “Denge” - 26/12/2014
“Güzel yazı, hocanın öğretişinde gizlidir. Güzelleşmesi çok yazmakla; güzelliğini devam ettirebilmek İslâm dinine bağlılıkla mümkündür.” Hz. Ali
Anadolu'da Sanat Zamanı - 20/12/2014
İstanbul’da olduğu gibi tüm Anadolu kentlerinde de geleneksel sanatlarımız mahir üstadların marifetiyle yeni eserler ve isimlerle taçlanıyor.
 Devamı
Fikir Konağı
Abdullah Küçük
Ne Söylediğin Değil, Nasıl Söylediğin Önemlidir

Abdullatif Acar
Umut Adına Martı Olmak

Ali Haydar Koyun
Konu engelliler olunca, üç maymunu oynamaya devam!

Aslı Ersoy
Zıtlıkların Öğretisi*

Aynur Hazar
Nice Ömürler Eskir Yaşamanın Teninde

Aytekin Duran
Görmek ve Duymak Nasıl Bir Duygudur...

Beyhan Uygur
Şekerci Dede ve Tonton Eşi

Burak Kılıçaslan
Burak Kılıçaslan: Emin Demir ile "Ferman" Üzerine Bir Söyleşi

Gülhan Teke Genç
Evrildik (mi?)

Hanife Mert
Eylül ve Hüzün

Hatice Yatkın Yetişen
Adımı Unutma (İmza: Kadın) / Kitap Yorumu

Mecbure İnal Vela
Çizdim, oynamıyorum!

Murat Şaşzade
Küçük Tuhaflıklar

Nagihan Örsel
Sadece SEN!

Necdet Bayraktaroğlu
Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur

Nermin Güday Kaçar
Asker Yolu Beklerim

Nurcan Dağ
Yalancı Pollyanna Kitap İncelemesi

Nurittin Günay
Gülden

Özlem Akşit
Selamlaşma Geleneğinin Toplum ve Gençliğimiz İçin Anlam ve Önemi

Pakize Şeyma Kandemir
Salgının Yeni Yazarları 1

Şükran Pınarcan
Duran Çetin Cüneyt kitabı yorumu

Turan Yalçın
Karınca Fabrikası

Zehra Gaylan
"Her bir Yara'dan Haberdardır YARADAN..."

Afşin Selim
Kitapla Diriliş

Ahmet Aytaç
Yazmak kolaydır, Okutturmak büyük marifet ister...

Altun Özmeşe
Kalpteki Kor Parçası

Ayşen Kurban
Eksiğim

Çağrı Cebeci
Çağrı Cebeci: Yaşlılık

Dilruba Başak
Her Şey Sevince Güzel

Diyanet İşleri Başkanlığı
Öfkeye Hakim Olmak

Engin Dinç
Dil Belası

Ergül Yılmaz
Bir Demet Şiir

Gamze Karadağ
Kayahan Demir: Gaipten Sesler

Gamze Parlak
İnsanlık Nereye Gidiyor

Gözde Karadağ
Gözde Karadağ: Hakan Yusuf Yılmaz - Alpagut Budun 1 Beklenmedik Keşif

Havva Yaşar
Tefekkür Üzerine Hasbihal

Hayrettin Gönül
Zaferimiz Daha Bir Yaşında!

İbrahim Ethem Gören
Bir Burak bekleniyor!

İlhan Özgür
Türk Eri

Kaşif Meriçli
Kaşif Meriçli: Little Fugitive

Mahmut Ferhat Alptekin
Demokratik Sol

Mehmet Aydın
Ömer Faruk Kaya: Sus ve Bana Aşkı Anlat

Merve Güney
Güneşin Kızı Biterken

Meryem Seyda Parlak
Psikoloji’ye (Ruh Bilimine) Olan İhtiyaç

Muharrem Dere
Doğu, Batı. Dost, Düşman! Kime Göre?

Murat Ginlik
Kısacık ve Çok Uzun Bir Hikâye

Mustafa Gündoğdu
Ölüm Var...

Nazan Arısoy
Yağmur'un Aşka Teslim Oluşu

Necati Dilek
Uğruna Şiirler Yazılan Kadın

Nurhan Işkın
Dedemin Saati

Selahattin Doğan
İyilikde İnatlaşmak

Yasemin Ilgın
Yasemin Ilgın: Hayallerim

Zeynep Didem Gezgin
Merhamet