• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905334645270
Okuyalım, Okutalım
Takvim
Site Haritası
Murat Şaşzade
Küllerinden Doğan Çırak
27/04/2016

 

 

Tibet, Kıbrıs Şehitler Caddesinde kendini bilmez bir halde aşkla yürüyordu. Gözü ne caddede yürüyen insanları, ne cıvıl cıvıl çocukları ve ne de vitrinleri değişen dükkânları görüyordu. Midesi kazınıyordu adeta. Sanki bir kaşık midesinin çeperini sıyırıyordu. İki saat önce yemek yediği halde nasıl acıktığını bir türlü anlayamıyordu. Türkan Saylan Kültür ve Sanat Merkezini geçtikten sonra ileride sağa saparak sahafların olduğu sokağa girdi. Aklı bir an önce açlığını gidermeye odaklandığı halde, ruhunu ele geçiren bir güç tarafından çok sevdiği sahafa yönlendirildi. İstemeye istemeye ustasının dükkânından içeri girdi.

"Ooo, kimleri görüyorum. Tibet kardeşim hoş geldin."

"Ziya Abi, hoş bulduk."

"Hayırdır, seni durgun gördüm."

"Abi, midem kazınıyor. Kurt gibi acıktım."

"Gel, seni yan taraftaki cafeye götürüp bir şeyler ısmarlayayım."

"Yok abi, daha iki saat önce yemek yedim. Sen bana bir çay söylesen yeter."

"İyi sen bilirsin."

Ustası diafondan iki çay söyledi.

"Ben senin açlığının sebebini biliyorum."

"Bana söylesen de öğrensem ustam."

"Sabret sana bir şey göstereceğim, kendin anlayacaksın. Gel bakalım benimle beraber arka tarafa."

O anda çaycı gelip çaylarını verirken beklediler. Adam çıktıktan sonra Ziya Hoca, Tibet'i bir perdeyle ayrılan bölüme geçirdi. Bir tabureye oturmasını işaret etti.

"Otur şuraya evlat," 

Tibet, gösterilen yere oturdu. Büyük bir heyecanla beklemeye başladı.

Oda karanlıktı, Ziya Hoca ışığı açınca karşısında bir gölge oyunu sahnesi gördü. 

"Hocam, sen bana Hacivat-Karagöz mü seyrettireceksin? Kendimle ilgili ne öğrencem ki bunlardan?"

"Biraz sabret,"

Ziya Hoca, sahnenin arkasına geçip çok bilinen bir Hacivat-Karagöz oyununu oynattı. Hacivat, her zamanki gibi Karagözü çağırıyor ve en sonunda onun ısrarlarına dayanamayan Karagöz Hacivat'ı bir güzel pataklıyordu. Tibet seyrettiklerinden hiç bir şey anlamadan boş boş bakıyordu. Ziya Hoca, sahnenin arkasından çıkarak kendini gösterdi.

"Nasıl, bir şey anlamadın değil mi evlat?"

"Hayır."

Ziya Hoca "Şimdi sana aynı perdede başka bir oyun izleteceğim," dedi. Ve yeni bir gölge oyununu başlattı. Tibet, sahneye bakınca önce donup kaldı, sonra gördüklerine inanamadı. Çünkü her iki kukla da kendisinin farklı yaşlardaki benzerleriydi. Biri çocukluğu,  diğeri ise yetişkinliği idi.

Çocuk Tibet: "Çok acı çektim, çok korktum."

Yetişkin Tibet: "Biliyorum, ben de öyle. Ama artık geçti."

Çocuk Tibet: "Hâlâ korkuyorum, geleceğimizden."

Yetişkin Tibet, Çocuk Tibet'e sarılıp ve şöyle dedi. “Korkulacak hiçbir şey yok. Çünkü sen ve ben ayrı değiliz. Bir bütünüz. Kendimi bulmam için çektin bütün acıları. Ama ânın içinde öyle bir aşk denizinde yüzüyorum ki, senin de yaşadıkların düzeliyor.” 

Çocuk Tibet: “Ama geçmişi nasıl değiştirebilirsin?"

Yetişkin Tibet: “Ben artık öldüm ve yeniden doğdum, o yüzden şimdiki zamanda yaşama sürem uzadı. Böylece geçmiş, şimdi ve geleceğin aynı olduğunu anladım. Şimdimi güzel yaşarsam, geçmiş ve geleceğim de değişiyor.”

Çocuk Tibet: Hiçbir şey anlamadım.

Yetişkin Tibet: Anlayacaksın birazdan.

Gösteri sona erdiğinde, Tibet yaşadığı şokla Ziya ustasına bir şey söyleyecekti ki, ustası ona sus diye işaret yapınca konuşamadı.

"Bekle Tibet, son gösteriyle tüm açlığın geçecek. Çeşmeden kana kana değil, yavaş yavaş su içmen lazım."

"Peki ustam."

Ziya Usta, "Tibet, gel bakalım. Artık bu gösteriyi sen yapacaksın."

Nasıl yani, ben kuklacı değilim ki."

"Sen sadece gel ve teslim olup akışa bırak."

"Tamam ustam."

Tibet büyük bir heyecanla sahnenin arkasına geçti ve elleri titreyerek kuklaları oynatmaya başladı. Bu kez seyirci ustasıydı. Heyecanını yenmek için ustasının öğrettiği gibi yalnız aşkla nefes almaya başladı ve kalbinin aşkın istilasıyla dolmaya başladığını hissetti. Elinde "Yaşlı Tibet" ve "Şimdiki Tibet" vardı.

Yaşlı Tibet: "Artık ben ve sen ayrımı kalktı. Hissediyor musun?"

Şimdiki Tibet: "Hissediyorum. Ama ifade edemiyorum."

Yaşlı Tibet: "İçindeki asıl seni buldun değil mi?"

Şimdiki Tibet: "Evet buldum."

Yaşlı Tibet: "Şimdi benim yüzüme bak ve gözlerini kapa. Ondan geriye doğru sayacağım, bir dediğimde gözünü açıp ne gördüğünü söyleyeceksin.

Şimdiki Tibet: Söyleneni yaptı. Gözlerini kapadığında, içinde hiç hissetmediği ilahi bir duygu hissetti. Sanki asansöre binmişti. 7 kata çıkıyordu, hayalindeki asansör. Bir dediğinde, gözlerini açtı. Bir de ne görsün. Burası bulutların üzerinde Babil'in asma bahçelerine benzer bir yerdi. Kendisinin otuz üç ayrı halini gördü ve bir anda bir yıldırım düştü gökyüzünden ve otuz üç Tibet, göğsünden yok oldu. 

Tibet, sadece "Allahhh” diye bağırdı ve sırrı anladım," diyebildi. Kendine geldiğinde, Ziya Hoca’nın başını okşadığını gördü.



955 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Küçük Tuhaflıklar - 13/07/2020
Küçük Tuhaflıklar
Medresede Hediye - 18/11/2016
Medresede Hediye
Karar Tebliği - 06/10/2016
Dışarıdan içeri süzülen aydınlık gözlerini kamaştırsa da beni kendine çekti ve arkama bakmadan hızla yürüdüm.
İstiklâl'de Bir Serencam - 11/06/2016
İstiklâl'de Bir Serencam
Zihnimi Kemiren Soru - 24/05/2016
Üzerimdeki kırmızı yeleğe her baktığımda, içimde tarifi mümkün olmayan bir aşk duygusu hissettim.
Görev Tebliği - 13/05/2016
Görev Tebliği
Kartal Kitabevi - 05/05/2016
Çınar, bir girdabın içinde buldu kendini döne döne sürükleniyordu, ortada ne kitapçı ne de Bay Kaşkol vardı. Terliyordu ve haykırdı.” Hakikat, hakikat, hakikat.”
Fikir Konağı
Abdullah Küçük
Kitap Korkusu

Abdullatif Acar
Umut Adına Martı Olmak

Ali Haydar Koyun
İşgüzar Görevlilerin Yaptıkları Hatalar

Aslı Ersoy
Zıtlıkların Öğretisi*

Aynur Hazar
Nice Ömürler Eskir Yaşamanın Teninde

Aytekin Duran
Görmek ve Duymak Nasıl Bir Duygudur...

Beyhan Uygur
Şekerci Dede ve Tonton Eşi

Burak Kılıçaslan
Burak Kılıçaslan: Emin Demir ile "Ferman" Üzerine Bir Söyleşi

Gülhan Teke Genç
Evrildik (mi?)

Hanife Mert
Eylül ve Hüzün

Hatice Yatkın Yetişen
Adımı Unutma (İmza: Kadın) / Kitap Yorumu

Mecbure İnal Vela
Çizdim, oynamıyorum!

Murat Şaşzade
Küçük Tuhaflıklar

Nagihan Örsel
Sadece SEN!

Necdet Bayraktaroğlu
Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur

Nermin Güday Kaçar
Asker Yolu Beklerim

Nurcan Dağ
Yalancı Pollyanna Kitap İncelemesi

Nurittin Günay
Gülden

Özlem Akşit
Selamlaşma Geleneğinin Toplum ve Gençliğimiz İçin Anlam ve Önemi

Pakize Şeyma Kandemir
Salgının Yeni Yazarları 1

Şükran Pınarcan
Duran Çetin Cüneyt kitabı yorumu

Turan Yalçın
Çay Felsefesi

Zehra Gaylan Yüksekkaya
Aşure Günü

Afşin Selim
Kitapla Diriliş

Ahmet Aytaç
Yazmak kolaydır, Okutturmak büyük marifet ister...

Altun Özmeşe
Kalpteki Kor Parçası

Ayşen Kurban
Eksiğim

Çağrı Cebeci
Çağrı Cebeci: Yaşlılık

Dilruba Başak
Her Şey Sevince Güzel

Diyanet İşleri Başkanlığı
Öfkeye Hakim Olmak

Engin Dinç
Dil Belası

Ergül Yılmaz
Bir Demet Şiir

Gamze Karadağ
Kayahan Demir: Gaipten Sesler

Gamze Parlak
İnsanlık Nereye Gidiyor

Gözde Karadağ
Gözde Karadağ: Hakan Yusuf Yılmaz - Alpagut Budun 1 Beklenmedik Keşif

Havva Yaşar
Tefekkür Üzerine Hasbihal

Hayrettin Gönül
Zaferimiz Daha Bir Yaşında!

İbrahim Ethem Gören
Bir Burak bekleniyor!

İlhan Özgür
Türk Eri

Kaşif Meriçli
Kaşif Meriçli: Little Fugitive

Mahmut Ferhat Alptekin
Demokratik Sol

Mehmet Aydın
Ömer Faruk Kaya: Sus ve Bana Aşkı Anlat

Merve Güney
Güneşin Kızı Biterken

Meryem Seyda Parlak
Psikoloji’ye (Ruh Bilimine) Olan İhtiyaç

Muharrem Dere
Doğu, Batı. Dost, Düşman! Kime Göre?

Murat Ginlik
Kısacık ve Çok Uzun Bir Hikâye

Mustafa Gündoğdu
Ölüm Var...

Nazan Arısoy
Yağmur'un Aşka Teslim Oluşu

Necati Dilek
Uğruna Şiirler Yazılan Kadın

Nurhan Işkın
Dedemin Saati

Selahattin Doğan
İyilikde İnatlaşmak

Yasemin Ilgın
Yasemin Ilgın: Hayallerim

Zeynep Didem Gezgin
Merhamet