• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905334645270
Okuyalım, Okutalım
Takvim
Site Haritası
Necdet Bayraktaroğlu
Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus’a Mevlana Hazretlerinin Mektubu
02/12/2014
II. Gıyaseddin Keyhüsrev öldüğünde İzzeddin Keykavus, Rükneddin Kılıç Arslan ve Alaeddin Keykubat adlarında küçük yaşlarda üç oğul bırakmıştı. Sultan II. Gıyaseddin daha sağlığında Alaeddin Keykubat’ı veliaht tayin etmişse de devletin ileri gelenleri, eski Türk töresine uyarak büyük oğul İzzeddin Keykavus’u tahta çıkardılar. 1246 yılında Moğol tahtına Güyük Hanın çıkması nedeniyle yapılacak törene Moğolistan’a davet edilen İzzeddin Keykavus, ülke dışına çıktığında iç ve dış huzursuzluk çıkar kaygısıyla kardeşi Rükneddin Kılıç Arslan’ı gönderdi. Sultan II. İzzeddin vezirleri ile devletin işlerini nizama koymaya çalıştı. Ancak devlet adamları arasında ihtiras, rekabet yüzünden yetki çatışması yaşanmaya başladı. Bu arada törene gitmiş olan Rükneddin Kılıç Arslan Moğol Hanı tarafından Türkiye Selçuklu Sultanlığına getirildi. 1249 yılında Sivas’a gelen Rükneddin Kılıç Arslan’a, Sultan olarak biat edildi. Bu karışık ve huzursuzluğun çıkması üzerine Vezir Celaleddin Karatay üçlü ortak bir saltanatta tahta geçmelerini, adlarının yaşça büyüklük durumuna göre hutbe, sikke ve kitabelerde okunup yazılmasını önerdi. Teklif ilk önce reddedildi, ancak daha sonra kabul edildi. (1249-1254) ülkede bir müddet sükun sağlandı. Ancak devlet adamlarının kişisel ihtiras ve çıkarları yüzünden otorite ve huzur yeniden bozuldu. 

Moğol Hanının, II. İzzeddin Keykavus’u Moğolistan’a ısrarlı davet etmesi üzerine Sultan bu sefer yola çıktı. Fakat, Vezir Celaleddin Karatay’ın ölümü üzerine geri döndü ve yerine kardeşi Alaeddin Keykubat’ı gönderdi. Ancak onun da Sultan olarak dönmesi düşünülerek Erzurum’da zehirletilerek öldürüldü. Üç kardeş saltanatı bozuldu ve saltanat iki kardeşe kaldı. Her ikisi arasındaki ilişkiler olumsuz gelişmeye başladı ve Ahmethisar yöresinde iki kardeş arasındaki savaşta (1254) Ruknettin Kılıç Arslan yenildi ve Burgulu Kalesine hapsedildi. Selçuklu tahtına II. İzzeddin Keykavus tek başına geçmiş oldu. Kısa bir süre ülkede huzur ve sükun sağlanmış ise de ancak Moğol baskısı ve Moğol kumandanlarının sonu gelmeyen istekleri karşısında sultan II. İzzeddin Keykavus Anadolu’ya gelen Moğol ordusu ile Aksaray yakınlarında savaştı ve yenildi. (1256) Ailesi ve adamlarıyla birlikte Aliyye (Alanya) kalesine çekildi. Sultanın Moğollar tarafından davet edilmesi üzerine gitmeyip Bizans’a sığındı. 
 

Bunun üzerine Moğol Baycu Noyan’ın emriyle Rukneddin Kılıç Arslan hapisten çıkartılarak Konya’da Selçuklu tahtına oturtuldu. (Mart 1257) IV. Kılıç Arslan’ın tek başına saltanatı fazla sürmedi. Moğol ordusunun Bağdat tarafına gitmesini fırsat gören II. İzzeddin Keykavus Bizans İmparatoru II. Thedoros Laskaris’ten yardım alarak Mayıs 1257’de Selçuklu tahtına tekrar geçti. IV. Kılıç Arslan adamlarıyla birlikte Tokat’a çekildi.

Moğol hanı Mengü’nün kardeşi Hülagü, İran ve batıdaki ülkeleri idare ediyordu. Sultan II. İzzeddin Keykavus elçi gönderip sultanlığa devam etmek istediğini bildirdi. Ancak Hülagü buna razı olmadı ve Mengü Hanın isteği doğrultusunda Selçuklu ülkesini iki kardeş arasında paylaştırdı. Ancak Selçuklu idaresi bu şekilde yürürken, II. İzzeddin Keykavus Moğollara vermesi gereken vergiyi vermediği gibi 1260 yılında Moğolları bozguna uğratan Memluklu hükümdarı Baybars’la ilişkiye geçip tek başına sultanlığa kalkıştı. Bunun üzerine Moğollar da ona karşı baskılarını artırdılar. Zor durum da kalan II. İzzeddin Keykavus, 1262 yılında Antalya’dan bir gemiye binerek aile ve yakın emirlerini de alıp, Bizans’a sığındı. Ancak Bizans İmparatoru Michail Sultan II. İzzeddin Keykavus’u hapse attırdı ve insanlık dışı davranışlarda bulundu. Altınordu Hükümdarı Bereke Han, II. İzzeddin Keykavus’u hapisten kurtardı ve Kırım’daki Sudak ve Solhat şehirleri dirliğinin başına verdi. 1279-1280 yıllarından ölümüne kadar burada yaşadı. 
Selçuklu Sultanlığı tek başına IV. Rükneddin Kılıç Arslan’a kaldı. 

Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus, gerek tek başına gerekse kardeşleriyle ortak saltanat döneminde (1246-1249, 1249-1254, 1257-1259, 1259-1260) gönül, sohbet adamı Mevlana Celaleddin Rumi de  Konya’da yaşıyordu. Sultan II. İzzeddin Keykavus Mevlana’ya son derece hürmet gösterir, onun bilgi ve görgüsünden istifade etmeye çalışırdı. Mevlana’yı ziyaret eder, sohbetlerine katılırdı. 

Mevlana 30 Eylül 1207 yılında Belh şehrinde dünyaya geldi. Mevlana’nın adı Muhammed’dir. Mevlana’nın babası Bahaddin Veled, Belh şehrinde alim ve ariflerin yetiştiği meşhur bir ailedendi. Büyük bir alimdi, ünü bölgeye yayılmıştı. Baba tarafının Hz. Ebubekir’e dayandığı belirtilmektedir. Moğol tehlikesi baş gösterince baba Bahaddin Veled ailesiyle birlikte Belh’ten ayrıldı. Belh’te siyasi istikrar bozulmuş, huzur kalmamıştı. Mevlana Belh şehrinden ayrıldığında 5 yaşında idi. Baba Bahaddin Veled aile ve yanındakilerle birlikte Nişabur’dan Bağdat’a, daha sonra Kufe yolu ile hac vazifelerini yerine getirmek için Kabe’ye gittiler. (1212-1213) Dönüşte Şam’a, sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Karaman’a geldiler. Burada yedi yıl kaldılar. Mevlana, kendileri ile birlikte bu yolculukta gelen Şerafettin Lala’nın kızı Gevher Hatunla evlendi. Bu evlilikten Sultan Veled ve Alaaddin adlı çocukları oldu. 

Sultan Alaaddin Keykubat, Bahaddin Veled ve oğlu Mevlana’nın Karaman’da olduğunu öğrenince Konya’ya davet etmişti. Bu davet üzerine Mevlana ve ailesi Selçuklu Devleti’nin başkenti Konya’ya geldi. Mevlana bu sırada 24 yaşında idi. Baba Bahaddin Veled 1231 yılında Konya’da vefat etti. 

Mevlana ilim ve tahsil için bir süre Şam ve Halep’te bulundu. Ciddi tahsil gördü. Halep Haleviye Medresesinde hocası Kemaleddin Bin Adim’den önemli ilim ve terbiye aldı. Lügat, arabiyat, fıkıh, tevsir, hadis, ma’kulat (akıl ile bilinen) ve menkulat (nakledilen) gibi ilimlerde eğitim aldı ve üstün başarı gösterdi. Medreselerde dersler verdi. Selçuklu Sultanı vezirleri tarafından takip edildi. 1273 yılında Konya’da hayatını kaybetti. 

Mevlana lakabı efendi, sahip, malik anlamında Arapça sıfat olan “Mevla” kelimesi ile biz anlamındaki Arapça bitişik şahıs zamiri “na” oluşmakta ve “Efendimiz” anlamına gelmektedir. (1)

Mevlana devlet adamlarına, ilim sahibi kişilere mektuplar yazarak nasihatte bulunmuş, onları övmüş, yermiş veya ricalarda bulunmuştur. Ayrıca davet, taziye, tavsiye, şefaat, teselli, iyadet (hatır sorma) tebrik gibi yazılmış mektupları da vardır. 

Mevlana Hazretleri kendisine büyük hürmet gösteren Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus’a da birçok nasihat, övgü dolu mektup göndermiştir. Nasihat dolu bu mektuplarında Sultana duyduğu sevgiyi, bağlılığı sunar, ona babaca öğütler verirdi.


Sultan’a yazdığı bir mektubunda şöyle diyordu: 

“Kutluluk, devlet, o alemin tek eri, Davut soyunun övüncü, dünyanın ter-temiz özü, hacetler kıblesi, mazlumların imdadına erişen, yoksulları kurtaran, padişahların övündükleri yücelikler denizi, Tanrıya tapan, elinin altındakileri okşayan, lütuf ve ihsanları yayıp döşeyen kişinin günlerine, ömrüne eş-dost olsun. Allah onların yüceliklerini daimi etsin; düşmanlarını mahvetsin; kötülüklerden korusun onları, gözcü-bekçi olsun onlara; boyuna hayırlara kavuşsunlar. Ululandıkça ululansın, Tanrı, bütün hallerinde, sözlerinde, işlerinde onları korusun; hayır ilham etsin onlara; lutfiyle, keremiyle doğru yola götürsün onları.

Selamlarınızı, dualarınızı, senalarınızı alıyoruz; buluşup görüşme dileğimiz pek artık. Yüce tanrı, kavuşmamıza bir sebep yaratsın; hem de tezce. Gerçekten de o, duaları kabul eder; duyar. 

Kutlu, yomlu evlenmeniz mübarek olsun der, hayır-dualar ederiz. Hamdolsun Allah’ın lütfuna ki Hak, ehline ulaştı. Ululandıkça ululansın, Tanrı, yaratıklarını derleyip toplar; tapısına teslim olanlara, rahmetinin yoluna yönelip ona dayananlara, öylesine bir yerde lütfederki, iki dünyanın devletinin artmasına da sebep olur bu lütuf. «Kim Allah’a dayanırsa o, yeter o kişiye; ve Allah, işinde üstündür.» Yüce ve kutlu Tanrının lütfuna dayanıp güvenen kişiyi, şüphe edebilir miyiz ki Allah, herhangi bir halde kötülüğe uğrasın; hayır... Bu, şöyle dursun, Allah, binlerce iyilik çıkarır o kişinin karşısına; çünkü o, Allah konuğu olur. Allah da konuğunu incitmez. Tanrıya Tanrının has kullarına yüz tutan kişinin karşısına ne çıksa, o şey, onun kutluluğuna sebep olur. Hatta o yüzden bir gama uğrasa bile o gam, ortadan kalkar; bir-biri ardınca kutluluklar gelir.

Allah’ın, bana ayırdığı şeye razı oldum ben; İşimi, Yaradanıma ısmarladım.
Allah, geçmişte iyilikler verdi bana; Böylece kalan ömrümde de iyilikler verir elbet.

Yüce Allah der ki: «Ben, kulum beni nasıl sanırsa öyleyim ona; kim beni anarsa, anarken onunlayım ben. Malında beni ananı, malımda anarım ben; toplulukta beni ananı, toplulukta anarım ben. Kendi kendine beni ananı, kendim anarım ben.»

Ululandıkça ululansın; Hak, hangi kutluluk daha fazlaysa, hangi devlet, daha yüceyse, daha üstünse, o kutluluğu, o devleti, o azize lütfetsin. «Gerçekten de o duaları kabul eder.»

Duamızı, senamızı getiren, özü doğru, gözümüzün ışığı, huyları güzel, yüce, soyu-sopu ter-temiz oğlumuz, kalplerin emini, vaktin Cüneyd’i zamanın Bayezid’i, şeyhlerin övüncü, gerçek yolcularını yola götüren; Allah Müslümanları, onun yaşamasıyla, ömrüyle faydalandırsın; Din ve Hak Husam’ının oğlu Sadreddin tapınıza yönelmiştir. O lütuf ve ihsan madenine, o yüce himmete o bağış padişahına vasiyete hacet yoktur. 
Kılıcı biledikten sonra da gördüm ben,Kesse bile elle oynatmaya muhtaç.

Allah, arı-duru, ter-temiz devletle, yeter nimetle onları yaşatsın. O eşsiz zatın yoksulları okşaması, küçükleri yetiştirmesi, güneşten daha aydındır; bütün alemdekiler görür, bilir bunu. «Güneş, nerede olursa olsun, gizlenmez.» Bu tavsiye bizim de o sevapta payımız olsun diyedir. «Hayra delalet eden, o hayrı yapan gibidir. » Yaratıp olgunlaştıran yüce Tanrı, sonsuz cömertliklere, sonsuz ihsanlara sahip olan o eşsiz, o tek varlığı eksik etmesin; öyle olsun ey alemlerin Rabbi.”(2)

Mevlana gönülden gönüle giden sevgi yolunu keşfetmiştir. Mevlana sevginin, mutluluğun, huzurun formülünü sunmuştur. Mevlana’da esas olan gönül gözüyle bakmaktır. İlahi aşka dayalı insana sevgi besler. Kişi inanç ve düşünce özgürlüğüne önem vermiş, insanları sevgi ve saygıya davet etmiştir. Edep, vefa, sabır, eğitim gibi ahlak kavramlarının gerçek manalarını aramayı ve insanlara bunu anlatmayı kendisine iş edinmiştir. Onun için önemli olan insandı. Din, felsefe, ahlak insanı mutlu etme ve geliştirme yönünde araçtı. 

Mevlana’nın Eserleri:Divan-ı Kebir, Mesnevi, Fihi Mafih, Mektubat, Mecalis-i Seb’a ve Rubailer.

Mevlana’dan Özlü Sözler

Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.

Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.

Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.

Bir kimseyi tanımak istiyorsan, düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.

Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil.

Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklardan kaçının.

Eden kendisine eder. Yapan bulur ve çeker.

Unutma! Kazanmak koca bir ömür ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.

Göz iki, kulak iki, ağzımız ise tektir. Çok görüp, çok dinleyip az konuşmak gerekir.

Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz? Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?

Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun? Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak.

Misafirsin bu hanede, ey gönül, umduğunla değil, bulduğunla gül. Hane sahibi ne derse o olur, ne kimseye sitem eyle, ne de üzül.

Mevlana’nın Yedi Öğüdü

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol.

Hoşgörülükte deniz gibi ol.

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Mevlana’dan bir beyit:

Sen verdikçe dost görünen çok olur
İste de gör hepsi birden yok olur.
Sen kendi kendine yetmeyi öğren;
Tüm dünyanın malına gönlün tok olur.
Adnan Karaismailoğlu-Mevlananın Hayatı Ve Çevresi-Karatay Belediyesi-2002-S.23
Abdülbaki Gölpınarlı-Mevlana Celaleddin Mektuplar-İnkilap yay. İst.1999-S.139-141
Prof.Dr.Osman Turan-Selçuklular Zamanında Türkiye-Boğaziçi Yay.İst.1993
Prof.Dr.Osman Turan  -Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti
İbrahim Kafesoğlu-Selçuklu Tarihi- MEB. Yay.-İst. 1992
Prof.Dr.Ali Sevim-Prof.Dr. Erdoğan Merçil- Selçuklu Devletleri Tarihi- Türk Tarih Kur.-Ank.1995
Prof.Dr.Hakkı Önkal-Selçuklu-Osmanlı Sultanları ve Türbeleri-Vakıflar Y.Ank.1999

 


1442 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur - 06/05/2017
Başarılı bir devlet adamlığının yanında, cesur bir asker, güçlü bir lider, yönetici, aynı zamanda iyi bir siyasetçi ve adil bir hükümdardı.
Türklerin Ehlibeyt Sevgisi - 10/10/2016
Ehl, nesep ve aidiyeti bildirir. Ehl-i Beyt, kelime anlamında “Ev halkı” demektir. Ancak, Müslümanlar arasında ise Ehl-i Beyt anlatım olarak, Hz. Peygamberin evlatları, soyu olarak kullanılmıştır.
Zafernameler (Fetihnameler) - 30/08/2016
Fetihname (Zafername), Türk - İslam devletlerinde hükümdarların savaş sonunda yazıyla sonucu duyurulan belgelerin adıdır.
Hayatımızda Duanın Önemi, Padişah ve Hakanların Duaları - 29/06/2016
Dua, kişinin imdadını Yaradan’ına duyurması, takatsiz kalan kalplerin, güçlü olan Allah’a yaslanması, hatırlanması ve rahmet kapısının çalınmasıdır.
İstanbul'un Tarihi ve Fethi - 27/05/2016
İstanbul, iki kıtayı birleştiren dünyada tek şehirdir.
Müzikle Tedavinin Tarihi, Yeri ve Önemi - 19/03/2016
Müzik, ruhun çeşitli tepkilerini en iyi şekilde yansıtan bir sanattır.
Kutsal Toprakların Türk Kaplanı (Çöl Kaplanı) Fahrettin Paşa - 30/11/2015
Osmanlı Devleti 23 Mayıs 1916 yılında Fahrettin Paşa’yı görevlendirdi.
Kuranı Anlamak ve Yaşamak - 20/06/2015
iman etmenin, ibadet etmenin yollarının nasıl olacağını gösteren vasıta olarak da kitaplar göndermiştir.
Sevginin Gücü İle Engelini Aşan Rabia - 15/05/2015
Engellilere yolda, geçitlerde, taşıt araçlarında yardımcı olalım, yaşamlarını kolaylaştıralım. Onları üzmemeye, incitmemeye özen gösterelim.
 Devamı
Fikir Konağı
Abdullah Küçük
Kitap Korkusu

Abdullatif Acar
Umut Adına Martı Olmak

Ali Haydar Koyun
İşgüzar Görevlilerin Yaptıkları Hatalar

Aslı Ersoy
Zıtlıkların Öğretisi*

Aynur Hazar
Nice Ömürler Eskir Yaşamanın Teninde

Aytekin Duran
Görmek ve Duymak Nasıl Bir Duygudur...

Beyhan Uygur
Şekerci Dede ve Tonton Eşi

Burak Kılıçaslan
Burak Kılıçaslan: Emin Demir ile "Ferman" Üzerine Bir Söyleşi

Gülhan Teke Genç
Evrildik (mi?)

Hanife Mert
Eylül ve Hüzün

Hatice Yatkın Yetişen
Adımı Unutma (İmza: Kadın) / Kitap Yorumu

Mecbure İnal Vela
Çizdim, oynamıyorum!

Murat Şaşzade
Küçük Tuhaflıklar

Nagihan Örsel
Sadece SEN!

Necdet Bayraktaroğlu
Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur

Nermin Güday Kaçar
Asker Yolu Beklerim

Nurcan Dağ
Yalancı Pollyanna Kitap İncelemesi

Nurittin Günay
Gülden

Özlem Akşit
Selamlaşma Geleneğinin Toplum ve Gençliğimiz İçin Anlam ve Önemi

Pakize Şeyma Kandemir
Salgının Yeni Yazarları 1

Şükran Pınarcan
Duran Çetin Cüneyt kitabı yorumu

Turan Yalçın
Çay Felsefesi

Zehra Gaylan Yüksekkaya
Aşure Günü

Afşin Selim
Kitapla Diriliş

Ahmet Aytaç
Yazmak kolaydır, Okutturmak büyük marifet ister...

Altun Özmeşe
Kalpteki Kor Parçası

Ayşen Kurban
Eksiğim

Çağrı Cebeci
Çağrı Cebeci: Yaşlılık

Dilruba Başak
Her Şey Sevince Güzel

Diyanet İşleri Başkanlığı
Öfkeye Hakim Olmak

Engin Dinç
Dil Belası

Ergül Yılmaz
Bir Demet Şiir

Gamze Karadağ
Kayahan Demir: Gaipten Sesler

Gamze Parlak
İnsanlık Nereye Gidiyor

Gözde Karadağ
Gözde Karadağ: Hakan Yusuf Yılmaz - Alpagut Budun 1 Beklenmedik Keşif

Havva Yaşar
Tefekkür Üzerine Hasbihal

Hayrettin Gönül
Zaferimiz Daha Bir Yaşında!

İbrahim Ethem Gören
Bir Burak bekleniyor!

İlhan Özgür
Türk Eri

Kaşif Meriçli
Kaşif Meriçli: Little Fugitive

Mahmut Ferhat Alptekin
Demokratik Sol

Mehmet Aydın
Ömer Faruk Kaya: Sus ve Bana Aşkı Anlat

Merve Güney
Güneşin Kızı Biterken

Meryem Seyda Parlak
Psikoloji’ye (Ruh Bilimine) Olan İhtiyaç

Muharrem Dere
Doğu, Batı. Dost, Düşman! Kime Göre?

Murat Ginlik
Kısacık ve Çok Uzun Bir Hikâye

Mustafa Gündoğdu
Ölüm Var...

Nazan Arısoy
Yağmur'un Aşka Teslim Oluşu

Necati Dilek
Uğruna Şiirler Yazılan Kadın

Nurhan Işkın
Dedemin Saati

Selahattin Doğan
İyilikde İnatlaşmak

Yasemin Ilgın
Yasemin Ilgın: Hayallerim

Zeynep Didem Gezgin
Merhamet