• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905334645270
Okuyalım, Okutalım
Takvim
Site Haritası
Murat Şaşzade
Karar Tebliği
06/10/2016
 
Sabah yürüyüşte serinliğin vücuduma işlemesi uyku mahmurluğumu üzerimden atmaya yetmişti. Parkuru çok seviyordum. Deniz kenarında sabahın 6’sında çevrede hiç kimse olmadan yürüyordum. Yolun sağında ve solunda çalılıklar vardı.  Bir tanesinin yanından geçiyordum ki önüme sağ taraftan bir şişe düştü. Bir anda irkildim ve hızla bunu kim atmış olabilir ki diye düşünürken dikkatle sağıma baktım. Ortalıkta kimse görünmüyordu. Çok şaşırdım, hayat bugün bana garip bir oyun oynayacak gibiydi. Şişeyi içgüdüsel bir hareketle elime alıp inceledim. İçinde bir şey vardı. Gözüme iyice yaklaştırıp baktım. Rulo halinde sarılmış bir kâğıt gördüm. Dayanılmaz bir merak duygusu ile yürüyüşe devam etme isteği kafamda çarpışmaya başladı. Sonunda merak duygum kazandı ve şişenin içindeki pusulayı çıkarıp açtım ve içinde yazan notu okudum. Çok kısa idi. “Tekkeye Gel.” Bu mesaja hiçbir anlam veremedim ve şaşkınlığım daha da arttı. Hayatım boyunca tekkede işim olmamıştı ve nerede bir tekke var bilmiyordum. Kâğıdı cebime koyarak yürüyüşe devam ettim. Yol boyunca mesaj aklımı kurcalamaya devam etti. Yürüyüşümü tamamlayıp eve geldim, anahtarı cebimden çıkardığım anda kapıya iliştirilmiş bir kâğıt dikkatimi çekti. Ne olabilir ki diye düşündükten sonra alıp okudum. “Gelmen senin için iyi olur” yazıyordu ve adres olarak Orman Bölge Müdürlüğü içindeki eski depo tarif edilmişti. Bana isimsiz mesaj gönderen kişi ya da kişilerin çok iyi bildiğim bir yeri nasıl bildiklerini düşünmek beni biraz endişelendirdi. Evime girdim ve endişenin yerini alan kuşkulu düşüncelerimle değerlendirme yaptım. Kesinliği seven tarafım gitme diyor, belirsizliğe açık yanım ise git diyordu. İçimdeki tartışma sonucunda belirsizlik yanlısı tarafımın kararına uydum. Arabama atlayıp söylenilen adrese gittim. Orman Bölge Müdürlüğü’nün nöbetçisi “Hoş geldin Abi,” diye selamladı. “Hayırdır.”
 
“Burayı çok özlemiştim. Ziyarete geldim.”
 
“İyi abi. Dönüşte bana da uğra.”
 
“Uğrarım.”
 
İçeri girip arabamı park ettikten sonra yokuş yukarı yaya olarak devam ettim. Sol tarafta ağaçlık alanı geçtikten sonra terk edilmiş kirli gri renkli sevimsiz bina karşıma çıktı. Zihnimde beliren geriye mi dönsem düşüncesiyle uğraşıp üstesinden geldikten sonra depodan içeri girdim. Tepeden tırnağa simsiyah giyinmiş iri yarı ve uzun boylu bir şahıs karşıma çıktı.
 
“Usta seni içeride bekliyor?”
 
“Sen kimsin?”
 
“Sen beni boş ver, deponun sonuna kadar yürü.”
 
Bir an geriye dönecek gibi oldum, adamın ellerini omzumda hissettim. Çelik gibi pençeleri omuzumu mengene gibi kavramıştı. “Buraya giren bir daha çıkamaz.”
 
“Ne demek istiyorsun?”
 
“Usta ile konuş.”
 
Tuhaf adam soruma cevap vermediği gibi gözlerimin tam ortasına bakıyordu. Bakışlarından adeta manyetik bir güç vardı.
 
Onu dinlemenin doğru olacağına karar vererek yürüdüm ve deponun sonuna yaklaşırken sarı renkli bir berjerde arkası bana dönük oturan ak saçlı bir adam gördüm. Yanına yaklaşıp durdum. 
 
Ak saçlı adam genizden gelen kısık bir sesle “Geleceğini biliyordum,” dedim.
 
“Efendim anlamadım.”
 
“Dur ben sana anlatayım.”
 
Adam eliyle bir işaret yaptı ve yanında nereden geldiğini anlayamadığım bir şahıs belirdi. Koltuğu çevirdi ve gözden kayboldu. Ak saçlı adam, şimdi yüzüme bakıyordu. Mavi gözlü bu adamın aynı zamanda aksakallıydı ve gülmemesine rağmen yüzünde aydınlık bir ifade vardı. 
 
“Davetimi kırmadığın için teşekkür ederim.”
 
“Sizi tanımıyorum ama geldim.”
 
“Davete icabet etmek adettendir, hele büyüğün çağırmışsa.”
 
“Pardon, siz benim akrabam mısınız?”
 
“Ha ha ha. İlahi genç adam!”
 
“Beni buraya neden çağırdınız?”
 
“Hakkında verilen hükmü açıklamaya.”
 
Bu adam aklını kaçırmış olmalıydı ama gözlerine baktığımda hiç de öyle görünmediğini düşündüm. 
 
“Siz ciddi misiniz?”
 
“Evet.”
 
“Benimle ilgili ne kararı açıklayabilirsiniz ki? Siz hâkim misiniz?”
 
“Genç dostum, heyecanını maruz görüyorum. Henüz beni tanımıyorsun, belki ileride kim olduğumu daha iyi anlarsın.”
 
“Beni buraya bu saçmalıklarınızı dinlemem için mi çağırdınız?”
 
Aksakallı adamın yüzünden en ufak bir öfke belirtisi yoktu. Otoriter bir ses tonuyla “İyi dinle,” dedi.
 
Benim için macera olabilir diye dinemeye karar verdim.
 
“Sana verdiğimiz şansı kullanamadım.”
 
Beynimden burada neler oluyor, ne işim var burada düşünceleri şimşek gibi geçerken itiraz etmeye kalktım fakat üzerime çöken tonlarca ağırlıktan konuşamadım.
 
“1983 Ordu doğumlu Raci…”
 
İsmimi, doğum yerimi, doğum tarihimi ve yılını bilen bu adam beynimi felç etmişti. Ve konuşmaya devam ediyordu. Öyle bir manyetik girdabın içine düşmüştüm ki kurtuluşum sanki aksakallı bu adamın söyleyeceklerine bağlıydı.
 
“Kendini başkalarında aradın, gereksiz dostluklar kurmaya çalıştın. Bizim Sistem, sana o kadar kucak açmıştı. İhtiyarlar heyeti olarak en güvendiğimiz adamdın. Sana seni hediye etmiştik. Sen ne yaptın? Tatmin olmadın, hep daha fazlasını istedin. Seni hizaya sokmak ve ıslah etmek istiyoruz.”
 
Tüm gücüm bitmiş ve bacaklarım titrer bir halde dinliyordum.
 
“Bir yıl cezaevinde yatacaksın. Yalnız cezanın farklı koşulları var. Tek kişilik hücrede kalacaksın. Dış dünya ile hiçbir bağlantın olmayacak. Hiçbir ziyaretçi gelmeyecek ve gardiyan bile olmayacak. Elektronik takip ve görüntüleme sistemlerimiz ile 24 saat izleneceksin. Kaçma şansın yok. Burada sana bir defter, birkaç kalem vereceğiz ve kendi kitabını yazacaksın. Bitirdiğin zaman okuyacağız. Eğer beğenirsek, özgürlüğünü kazanacaksın. Her şey sana bağlı. Şimdi ondan geriye doğru sayıyorum. …Üç, iki, bir…”
 
Aksakallı sayı saymayı bitirdiğinde her yer karardı ve kendimi dipsiz bir kuyunun içine doğru yolculuk yaparken buldum. Gözümü açtığımda on metrekarelik bir odada buldum. Işık bir süre gözlerimi kamaştırdı. Işığa alıştıktan sonra odada bir masa olduğunu gördüm. Masaya doğru uyuşmuş bacaklarımla yürüdüm. Kırmızı bir defter ile karşılaştım. Yanında üç kalem vardı. Koltuğu oturup defteri açtım. Hücrenin içinde bir yıl yatacak olmanın verdiği çöküntü duygusuna rağmen içimde bir kıpırtı hissettim. İlk sayfayı açtım. İçinde bir zarf buldum. “Yine benimle bir oyun mu oynuyorlardı?” diye düşündüm. Zarfı açıp mesajı okudum. “Her şey senin elinde.”
 
Artık canıma tak etti, ne olacaksa olsun diye fısıldadım ve ilk sayfaya cümlemi yazmaya başladım. Fakat tuhaf bir şey oldu. Sanki yazan ben değildim, kalemdi. Kalem benden ayrı bir varlıkmış gibi elime yön verdi. Ona teslim oldum ve yazdım. “Baş vermeye hazırım.”
 
Daha noktayı yeni koymuştum ki çok yüksek sesli beynime işleyen bir alarm çalmaya başladı. İki elimle kulağımı kapatarak dayanmaya çalıştım. Alarm sustu ve hücrenin kapısının açıldığını duydum. Arkamda biri yaklaşıyordu ve kendimde geriye bakacak gücü bulamadım. Omuzumu kavrayan ve dostça vuran bir el hissettim. Kısık ve genizden gelen bir ses “Cezan bitti, özgürsün” deyince ayağa kalkıp geriye döndüm ve aksakallı adamı karşımda gördüm.
 
“Bu nasıl iş?”
 
“Dışarı çıkınca anlarsın.”
 
“Hiçbir şey anlamadım. Madem serbest bırakacaktınız, beni niye içeri attınız?”
 
“İhtiyarlar heyeti tereddütte kaldı. Kefilin olarak seni onlara karşı savundum. Senden emin olmak için son bir kez sınamak istediler ve sınavı geçtin. Hepsi bu.”
 
Bakışları üzerimde kenetlenen bu adam büyük bir saygı duydum. “Ustam elinizi öpeyim,” dedim.
 
Elini büyük bir hızla çekti ve kapıyı araladı. Dışarıdan içeri süzülen aydınlık gözlerini kamaştırsa da beni kendine çekti ve arkama bakmadan hızla yürüdüm. Kendimi hiç olmadığı kadar hafif ve temizlenmiş hissediyordum.


822 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Küçük Tuhaflıklar - 13/07/2020
Küçük Tuhaflıklar
Medresede Hediye - 18/11/2016
Medresede Hediye
İstiklâl'de Bir Serencam - 11/06/2016
İstiklâl'de Bir Serencam
Zihnimi Kemiren Soru - 24/05/2016
Üzerimdeki kırmızı yeleğe her baktığımda, içimde tarifi mümkün olmayan bir aşk duygusu hissettim.
Görev Tebliği - 13/05/2016
Görev Tebliği
Kartal Kitabevi - 05/05/2016
Çınar, bir girdabın içinde buldu kendini döne döne sürükleniyordu, ortada ne kitapçı ne de Bay Kaşkol vardı. Terliyordu ve haykırdı.” Hakikat, hakikat, hakikat.”
Küllerinden Doğan Çırak - 27/04/2016
Küllerinden Doğan Çırak
Fikir Konağı
Abdullah Küçük
Kitap Korkusu

Abdullatif Acar
Umut Adına Martı Olmak

Ali Haydar Koyun
İşgüzar Görevlilerin Yaptıkları Hatalar

Aslı Ersoy
Zıtlıkların Öğretisi*

Aynur Hazar
Nice Ömürler Eskir Yaşamanın Teninde

Aytekin Duran
Görmek ve Duymak Nasıl Bir Duygudur...

Beyhan Uygur
Şekerci Dede ve Tonton Eşi

Burak Kılıçaslan
Burak Kılıçaslan: Emin Demir ile "Ferman" Üzerine Bir Söyleşi

Gülhan Teke Genç
Evrildik (mi?)

Hanife Mert
Eylül ve Hüzün

Hatice Yatkın Yetişen
Adımı Unutma (İmza: Kadın) / Kitap Yorumu

Mecbure İnal Vela
Çizdim, oynamıyorum!

Murat Şaşzade
Küçük Tuhaflıklar

Nagihan Örsel
Sadece SEN!

Necdet Bayraktaroğlu
Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur

Nermin Güday Kaçar
Asker Yolu Beklerim

Nurcan Dağ
Yalancı Pollyanna Kitap İncelemesi

Nurittin Günay
Gülden

Özlem Akşit
Selamlaşma Geleneğinin Toplum ve Gençliğimiz İçin Anlam ve Önemi

Pakize Şeyma Kandemir
Salgının Yeni Yazarları 1

Şükran Pınarcan
Duran Çetin Cüneyt kitabı yorumu

Turan Yalçın
Çay Felsefesi

Zehra Gaylan Yüksekkaya
Aşure Günü

Afşin Selim
Kitapla Diriliş

Ahmet Aytaç
Yazmak kolaydır, Okutturmak büyük marifet ister...

Altun Özmeşe
Kalpteki Kor Parçası

Ayşen Kurban
Eksiğim

Çağrı Cebeci
Çağrı Cebeci: Yaşlılık

Dilruba Başak
Her Şey Sevince Güzel

Diyanet İşleri Başkanlığı
Öfkeye Hakim Olmak

Engin Dinç
Dil Belası

Ergül Yılmaz
Bir Demet Şiir

Gamze Karadağ
Kayahan Demir: Gaipten Sesler

Gamze Parlak
İnsanlık Nereye Gidiyor

Gözde Karadağ
Gözde Karadağ: Hakan Yusuf Yılmaz - Alpagut Budun 1 Beklenmedik Keşif

Havva Yaşar
Tefekkür Üzerine Hasbihal

Hayrettin Gönül
Zaferimiz Daha Bir Yaşında!

İbrahim Ethem Gören
Bir Burak bekleniyor!

İlhan Özgür
Türk Eri

Kaşif Meriçli
Kaşif Meriçli: Little Fugitive

Mahmut Ferhat Alptekin
Demokratik Sol

Mehmet Aydın
Ömer Faruk Kaya: Sus ve Bana Aşkı Anlat

Merve Güney
Güneşin Kızı Biterken

Meryem Seyda Parlak
Psikoloji’ye (Ruh Bilimine) Olan İhtiyaç

Muharrem Dere
Doğu, Batı. Dost, Düşman! Kime Göre?

Murat Ginlik
Kısacık ve Çok Uzun Bir Hikâye

Mustafa Gündoğdu
Ölüm Var...

Nazan Arısoy
Yağmur'un Aşka Teslim Oluşu

Necati Dilek
Uğruna Şiirler Yazılan Kadın

Nurhan Işkın
Dedemin Saati

Selahattin Doğan
İyilikde İnatlaşmak

Yasemin Ilgın
Yasemin Ilgın: Hayallerim

Zeynep Didem Gezgin
Merhamet