• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
Tasarım & Yazılım
Takvim
Site Haritası
Turan Yalçın
Ahmet Bilgehan Arıkan ile Röportaj
30/03/2020

Ahmet Bilgehan Arıkan - Yavuz Selim Pınarbaşı

“UMUT ADINA MARTI OLMAK” Antolojisi Genel Yayın Yönetmeni AHMET BİLGEHAN ARIKAN- “Siz de "Umut Adına Martı Olmak" isterseniz bize tanıtımlarda destek olabilirsiniz.”

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız Ahmet Bey?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- Ben Ahmet Bilgehan Arıkan. 1980 doğumluyum. Lise mezunuyum. Memleketim Manisa Salihli. Babam, mütercim yazar Yaman Arıkan; 1968 yılında Uyanış Yayınevi'ni ilk kuran kişi. Şu anda evde okuyor, yazıyor, kendine göre bir şeyler ile meşgul. 1999 yılından bu yana elimden geldiğince yayınevinin devamlılığını sağlamaya gayret ediyorum. Kitap ve tasarım işleri ile meşgulüm.

İlk markamız Uyanış Yayınevi.

Yayıncılıkta 52. yılımız.

Eksiklikler bizden, güzellikler O'ndandır.

Uyanış Yayınevi

www.uyanis.com.tr

Millî, dinî, edebî, fikrî, içtimaî mevzularda neşrettiğimiz veya neşredeceğimiz telif veya tercüme eserlerimiz yuvanızı bir edebî mektep hâline getirecektir.

Yayın Kategorilerimiz

Deneme, fikri eser, gezi, hatıra, kişisel gelişim, öykü, roman, sözlük, şiir, tarih, tasavvuf.

İkinci markamız Tasarım Konağı

www.tasarimkonagi.com

Tasarım Konağı ile çalışmak sizin için çok keyifli olacak.

Tasarım Konağı ekibi, görüş açınızı kavrayıp sizinle ortak bir paydada buluşarak memnuniyetinizi sağlayacak profesyonel bir ekiptir. Sizlerle bir araya gelerek ortaya koyacağımız güzel çalışmaların kurumunuz için iyi bir başlangıç olacağını vaat ediyoruz. Yürüteceğimiz sistemli çalışmalarla kurumsal kimlik-tanıtım ürünleri ve baskı öncesi hazırlık işlerinizde her zaman önde olmanızı istiyoruz.

Size özel tasarımlar ile...

Üçüncü markamız Kitap Konağı

www.kitapkonagi.com

Değersiz bedenin değerli ruhu, eğer kitap okumaya vaktin yoksa kendine ayıracak zamanın yok demektir. Kendine ayıracağın zamanın yoksa “Öylesine!” bir hayatın fâil-i meçhulüsün demektir. Kelimeler bizi anlatırken, hangi noktalara kulak verdik? Kalem bizim özümüzken, hangi üvey silgilere bağlandık?

Kitap seni çağırıyor, kitap sana kelimelerle sesleniyor. “Oku!” diyor, “Anla!” diyor, “Bul!” diyor. Kendini okumalısın, kendini anlamalısın ve kendini bulmalısın. Bunlar olmayınca, kaderin rüzgârında esen sahipsiz yaprak gibi nereye gideceğini bilmeksizin teslim olursun. Neye teslim olduğunu görmeksizin…

“Hani diyordu ya şair, şey diyordu, biliyorsun onu ya, dilimin ucunda, şey işte! Sen anladın o şeyin ne olduğunu!” Evet, şair şey diyordu. Şiiri boyunca sadece “Şey’den” bahsediyordu. Aşktan bahsediyordu. Sevgiden bahsediyordu. Dostluktan bahsediyordu. Hareketten bahsediyordu. Çileden bahsediyordu. Rahmetten bahsediyordu. Allah’tan bahsediyordu. Ve akılda kalan sadece “Şey” oldu. Bu diyar şey’lerin diyarı değildir. Bu diyar, şeylere kelime bulma diyarıdır. Bu diyar, okuyucuya kendini bulma diyarıdır. Bu diyar, “Ben şeyim.” cümlesini söyleten değil, “Ben kimim?” sorusunu sorduran diyardır.

SORU- "Umut Adına Martı Olmak" ismi nereden geliyor?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- İsim konusunda Ömer Faruk Morkoç ile istişare yaptık. Kendisine sorduğumda aklıma ilk gelen Nazım Hikmet'in “İnsan; denizin olmadığı yerde, umut adına, martı olmalı.” sözü oldu diye cevapladı. Ben de bu istişare sonucunda kitaba "Umut Adına Martı Olmak" ismini verdim.

SORU- Morkoç ile tanışma hikâyenizi anlatır mısınız?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- Yazarlarımızdan Kasım Alper Özdemir vasıtasıyla tanıştım kendisi ile. Âşikâr şiir kitabını yazmış ve yayınevi arayışı içerisindeymiş. Kasım Alper Özdemir bir görüşmesinde Ömer Faruk Morkoç’a bizden bahsetmiş. Kendisi beni aradı. Baskı öncesi ve sonrası yayınevimizin şartlarını anlattım kendisine. Şartları uygun buldu. Dosyasını gönderdi. Yayına hazırladık.

SORU- Kitabı oluşturma fikri nasıl geldi aklınıza ve gelişti?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- Bu sene yayınevimizin 52. yılı. Yayınevi dışındaki yazarlar ile görüşerek onlardan konu sınırı olmaksızın bir deneme veya öykü yollamalarını istedim. 52. yıla özel bir armağan kitap olmasını düşünmüştüm. Yazarlarımızdan yazılar geldi. Yazılar toplandıktan sonra; “Bu kitap sosyal sorumluluk projesi kapsamında olsun, geliri de Ömer Faruk Morkoç'un tedavisine aktarılsın.” diye düşündüm. Yazarlarımız ile tek tek yeniden görüştüm. Kitabın sosyal sorumluluk projesi kapsamında olacağını, gelirini Ömer Faruk Morkoç'un tedavisine aktarmak istediğimi söyledim. Herkes çok memnun oldu. "Elimizden geleni yaparız hayırlısı olsun." dediler. Sonrasında bu durumu Ömer Faruk Morkoç ile paylaştım. "Hiç satmasa bile böyle bir proje yapmanız beni çok mutlu etti. Var olun, var olsun tüm iyi insanlar!" diyerek cevabını verdi.

SORU- Bu kitaba şu ana kadar olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- Yazarlarımız başta olmak üzere okuyan herkes memnuniyetini bildiriyor. Kitap henüz çok yeni. Okuyuculara zaman içerisinde ulaştıkça daha da güzel sonuçlar alacağımızı düşünüyorum.

SORU- Kitabı alan insanlar neye katkı sağlamış olacak?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- 52 güzel insan bir araya geldi. Tek yürek olduk. Ömer Faruk Morkoç için seferber olduk. Hayırlısı ile tedavisine destek olacağız. Kitapta yazısı olsun olmasın herkesin bu gönüllülük projesine katkı sağlamalarını rica ediyoruz.

SORU- Bu kitap yeterince beğenilir ve Morkoç'un tedavisine destek olursa yeni antolojiler hazırlayacak mısınız?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- "Eksiklikler bizden, güzellikler O'ndandır." diyerek kitabımıza başladık. Yeni antolojiler için program yapmayı planlıyorum. Gayret bizden, yardım Allah'tandır.

SORU- Kitabın sosyal olarak kabulü için kamuoyuna neler düşüyor?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- Siz de "Umut Adına Martı Olmak" isterseniz bize tanıtımlarda destek olabilirsiniz.

SORU- Bu konuda başka ne anlatacaksınız?

AHMET BİLGEHAN ARIKAN- Merak edenler için Ömer Faruk Morkoç hakkında bilgi vermek istiyorum.

 

"Hastane Hayatım

Merhabalar, öncelikle iyi günler dilerim. Ben Ömer Faruk Morkoç. 20 yaşında bir lise talebesiyim. 2007 yılında 7 yaşında iken geçirmiş olduğum trafik kazası nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm kalan birisiyim. 13 yıldır bu hayatta yaşam mücadelesi veriyor ve nice zorluklarla karşılaşıyorum. Ben bir engelliyim çocukluğu elinden alınan. Ben bir çocuktum oyuncakları kırılan. Çok uzun zaman oldu çocukluk yapmayalı ama artık bir umudum var. Bu durumdan kurtulmam için bir tedavi var ama benim bu tedaviyi karşılayacak durumum yok.

Sizlerden para istemiyorum yanlış anlamayın. Ben bu zaman içerisinde boş durmayarak bir kitap yazdım, adı "Aşikâr", bir şiir kitabıdır kendisi. Sizlerden isteğim bu kitabı tanıtmama yardımcı olmanızdır. Tedavimi karşılamam için 50.000 tane kitap satışı yapılması lazım. Lütfen bana bu kitabı tanıtmamda yardımcı olup, çocukluğumu geri verin. Sizin için çok büyük bir şey olmayabilir yürümek, benim ise en büyük hayalim. Ben sizlerden yastığımın altında sakladığım ve bir daha hiç oynamadığım bilyelerimi istiyorum. Ben sizlerden süremediğim için gözümün önünde çürüyen bisikletimi istiyorum. Eğer bu konuda bana yardımcı olursanız ömrüm boyunca sizlere minnettar olacağım. Her şey için şimdiden teşekkür eder, engelsiz yarınlar için sizleri en kalbi duygularımla selamlarım. Sevgiyle ve engelsizce kalın...

24 Haziran 2019 da tedavimin ilk seansı gerçekleşti ve 6 seans sürecek zorlu bir süreç benim için başlamış oldu. Bir ay ara ile diğer seanslarımı oldum. Her gün iğne oluyor ve zorlu süreçte ilerlemeye çalışıyordum. Hastane odalarında geçen bir ömrün güzel sonuçlara ulaşma ihtimali bile benim daha da umutlanmamı sağlıyordu. Sosyal medyadan gelen mesajlar yorumlar iyi insanların yanımda olduklarını bildirmesi benim başarma hevesimi daha da arttırıyordu. Nitekim tedavim devam etti. 1.2.3.4.5 derken sonunda 6. seansı oldum. Her seans benim için zorlu bir imtihandı aslında. Her ayın başında 30 bin TL bulmam gerekiyordu ve biliyor musunuz benim bu tedaviye başladığımda cebimde 20 TL bile yoktu. 200 bin TL’yi aşan bir tedavi oldum. Kitaplarımın geliri ile yaptırdım ilk seansımı sonra kampanyamızı duyan insanlar bana yardımcı olmak istediler. Belediyeden, derneklerden, iş adamlarından, kaymakamlıktan derken bir baktım ki sona yaklaşmışım. Sonuncu seansım yani 6. seansımın zamanı geldi lakin ben hâlâ tedavi ücretini bulamamıştım. İyi bir insandan yardım istedim, sevgili Haluk Levent’e konuyu arz ettim. Kendisi de bana yardımcı oldu ve sonuncuyu da onun yardımı ile hallettim. Şu anda bir fizik tedavi hastanesindeyim. Uzun bir süre fizik tedavi göreceğim. Bu süre esnasında gerek kullanacağım aparatlar gerek ilaçlar gerekse tedavi göreceğim yerler için yine bir yükün altına gireceğim. Umut ediyorum ki başaracağız. Çünkü biz iyi insanlarız. İyi insanlar iyi şeyleri hak ediyor. İyi olun. Var olun..."

Ahmet Bilgehan Bey, çok güzel ve içten bir röportaj oldu. Umarım bu röportajı okuyan herkesin “Umut Adına Martı Olup” Ömer Faruk Morkoç kardeşimize destek olmasına vesile olur. Çok teşekkür ederiz.



717 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Burak Kılıçaslan ile Röportaj - 30/03/2020
İyi yazmak, çok okumaktan geçer. Bellek ne kadar çok dolarsa, o kadar fikir üretir ve kalem erbabının kalemi bir o kadar verimli ve kuvvetli olur.
Erhan Gök İle Röportaj - 06/05/2017
Bence inançlı olan hikâyesine, hayal gücüne güvenen herkes kitap çıkarmıştır. Veya bunun hazırlığındadır.
Ünal Kar İle Röportaj - 06/05/2017
Tokat yakın zamanda kültür ve sanat alanında marka şehir olarak tüm dünyanın hafızasında yer edecektir.
Cemal Kutay Kahraman İle Röportaj - 03/02/2017
"Milli sporcu olmam bana çok şey kattı. Kendime olan güvenimi kazanmamda etkili oldu.”
Reneta Sibel Yolak ile Röportaj - 29/12/2016
Reneta Sibel Yolak ile Röportaj
Mamurjon Akhmatjonov İle Röportaj - 05/12/2016
Özbekistanlı Üniversite Öğrencisi Mamurjon Akhmatjonov:
İşaret Dili Tercümanı Faruk Bilge ile Röportaj - 18/11/2016
İşaret Dili tercümanı Faruk Bilge: "Öğretmenler işaret dilini iyi bilerek üniversitede okula atanmalı"
Erdem Öncül ile Röportaj - 03/11/2016
Erdem Öncül ile Röportaj
Ali Özkanlı ile Röportaj - 12/10/2016
"Öğretmen, kendisine, ailesine ve topluma örnek olmalı, bilgi ve tecrübesiyle onları aydınlatan bir güneş gibi olmalıdır."
 Devamı