• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kitapkonagi
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905334645270
Okuyalım, Okutalım
Takvim
Site Haritası
Turan Yalçın
Ali Haydar Koyun ile Röportaj
30/09/2016


Malatyalı Engelli yazar ve aktivist Ali Haydar Koyun: "Toplumun engellilere karşı önyargılı bakış açısı değişmedikçe hangi yasa çıkarsa çıksın uygulamalarda hep sorun yaşanacaktır."
 
Soru: Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz, nerelerde çalıştınız?
 
Ali Haydar Koyun: Adım Ali Haydar Koyun. 1968 yılında Malatya’da doğdum. 1980 yılında Hidayet ilkokulunu bitirdim. Çok ağır seyreden hastalığım nedeniyle eğitim hayatıma devam edemedim. Bu nedenle 1996 yılında ortaokulu ve 2016 yılında ise açık öğretim lisesini dışarıdan okuyarak bitirdim. Kendimi dernek çalışmalarına adadığım için herhangi bir işe girip çalışamadım. Şu anda işsiz biriyim.
 
Soru: Engelli olma hikâyenizi anlatır mısınız? Engelli olmayı kabullenmek zor olmadı mı, zorlukları nasıl aştınız?
 
Ali Haydar Koyun: 1972 yılında 4 yaşındayken ayak bileğimde başlayan ani bir ağrıyla hastalığım başlamış oldu.
 
Başlayan hastalığımın adı romatoid artritdi. Yani gezici eklem romatizmasıydı. Ailemin eğitimsiz ve bilinçsiz oluşu nedeniyle başvurduğu yanlış tedavi yöntemleri ile doktor hataları sonucunda romatizma hastalığının yol açtığı eklem kireçlenmesi nedeniyle 1979 yılından itibaren bir daha yürüyemedim. Yaşamımı yıllarca dört duvar arasında sürdürdüm. Daha sonra yurt dışında bulunan bir akrabamız tarafından armağan olarak getirilen tekerlekli sandalyeye kavuştuktan sonra dış dünyaya açılmaya başladım. Sandalyem geldikten sonra iki hafta kadar insanların bakışından etkilenerek dışarıya çıkmaya çekindim. Ancak dışarıya çıkma isteğim daha ağır basınca kendimi tutamayarak dışarıya çıktım. İlk çıktığım günden şu ana kadar da çok ağır bir hastalanma olmadıkça bir daha evde oturmadım. Yaz, kış, yağmur, çamur kar demeden mutlaka dışarıya çıktım ve çıkmaya da devam ederim. 2000 yılına kadar normal tekerlekli sandalye kullanıcısıydım. Ancak bu sandalyeyi engelliliğim nedeniyle kendim kullanamıyor ve bir başkasının yardımına bağımlı kalıyordum. 2000 yılından itibaren ilk akülü tekerlekli sandalyem hediye edilince artık tek başıma çıkıp dolaşır oldum.
 
Soru: Maşallah, uzun yıllar dernek başkanlığı yapmışsınız? Neler yaptınız derneği bırakma sebebi neydi?
 
Ali Haydar Koyun: Kendim gibi engelli insanların sorunlarını araştırıp çözüm bulmak amacıyla 1992 yılında dernek kurma çalışmasına başladım. Uzun uğraşlar sonucunda 26 Nisan 1994 tarihinde Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi'nin kuruluşuna öncülük ederek kurdum. 26.04.1994 tarihinden 21.03.2015 tarihine kadar kesintisiz 21 yıl süresince çok başarılı çalışmalar yaptığımız Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi’nin başkanlığını yürüttüm. Malatya da yaşayan engellilerin sesi, kulağı, eli ve ayağı olduk. Sorunlarını araştırıp çözümler ürettik. Bunları yaparken de vermiş olduğumuz mücadelenin haklı ve onurlu bir mücadele olduğunu bilerek yaptık. Tüketen değil üreten bir dernekçilik yaptık. Verdiğimiz mücadele sonucunda ilimizde engellilerin sesi çıkmaya başladı. Toplum içinde hak ettikleri yeri almaya başladılar. Eğitim ve istihdam sorunları başta olmak üzere mimari ve fiziki konularda sorunların giderilmesine yönelik birçok çözümler üretildi. Biri AB, üç tanesi Kalkınma Bakanlığının yürüttüğü SODES ve on bir tanesi de İşkur projesi olmak üzere yaptığımız on beş proje sonucunda yüzlerce engelli arkadaşımızın mesleki anlamda vasıflı hale gelmelerini sağladık, bunların birçoğu iş sahibi oldu, bir tane engelli engelsiz çocukların oyun oynayarak kaynaşacağı oyun parkı yaptık. Bunun dışında bir tane dikiş nakış atölyesi kurduk ve bir de atıcılık ve okçuluk sporu üzerine spor eğitim yeri yaptık. Bu kadar güzel faaliyetleri ve çalışmaları yapmış olsak da son yıllarda artık yaşadığımız sıkıntılar gittikçe artmaya başlamıştı. Başta engellilerin dernekçilik anlayışının gelişmemesi, faaliyetlere yeterince katılmamaları, sadece çözümü kişisel olarak algılamaları bizleri yıpratmaya başlamıştı. Bununla birlikte ilimizdeki seçilmiş ve atanmış yetkililerin özde değil sözde duyarlı olduklarını gördükçe içten içe üzülüyor ve yıpranıyorduk. Gerek kurumlarla, gerek özel kuruluşlarla, gerek toplumun kendisiyle yaşamış olduğumuz sorunlarla uğraşmamız mücadele etmemiz yetmiyormuş gibi birde gün geçtikçe yerden mantar gibi türeyen tabela dernekleriyle ve engelliliğini kullanarak insanları sömüren engellilerle uğraşmaya başlayınca artık yeter demenin zamanı gelmişti. Daha çok yıpranmadan en üst seviyede saygınlığımıza bir leke sürdürmeden dernek hayatımızı sonlandırmaya karar verdik. Bu kararı vermek kolay olmadı tabi ki, iki üç ay sürekli düşünüp durduk ve başta yönetim kurulu olmak üzere üyelerimizle ortak karar vererek derneğimizi kapattık.
 
Soru: Kitaplar ve gazete yazıları ile devam ediyorsunuz? Kitaplarınızın konusu adı ve ilgi nasıldı?
 
Ali Haydar Koyun: Derneği kapattıktan sonra büyük bir boşluğa düşeceğimi biliyordum, bu boşluğu çok sevdiğim yazı yazma ve kitap okumayla azaltmak için çalışmaya karar verdim. Dernek olarak da 8 yıl kadar bir süre kesintisiz dergi çıkarmıştık. Yazı yazma konusunda az da olsa deneyimim vardı. Ayrıca 1999 yılında “Sessizliğim” adında ilk şiir kitabımı çıkarmıştım. Derneği kapattıktan sonra yerel bir gazetede köşe yazıları yazmaya başladım. Aynı zamanda gazetede yazdığım yazılarım 7-8 tane internet haber sitelerinde de yayınlanmaya başladı. Şimdilik hafta da bir yazı yayınlıyorum. Ekim 2015 de ise ikinci kitabımı çıkardım. “Sevginin Gücü” adıyla çıkardığım derleme öykü kitabımın içeriği engellilerin yaşamış olduğu değişik olaylarla ilgilidir. Okuyucuya yaşama azmi, umut, sevgi aşılayan öykülerden oluşan güzel bir kitap oldu. Kısa sürede birinci baskısı tükenerek ikinci baskısı çıktı.
 
Soru: Ailenizden bahseder misiniz? Onların sizin çabalarınıza bakış açısı nedir?
 
Ali Haydar Koyun: Kendi halinde bir ailem vardı. Annem babam ve dört kız kardeşim ve bir de ben vardım. Küçük yaştan itibaren kendime özgüven duygusu aşıladıkları için benim yapacağım işlere fazla karışmazlardı. Aldığım kararların sağlıklı olduğuna inanırlardı. Derneği açacağım zaman maddi manevi yıprandığımı gördüklerinde biraz karşı çıkar gibi olmuşlardı ancak zamanla kabullendiler bu çalışmamı. Daha sonraları yaptığım başarılı faaliyetleri gördükçe benimle gurur duyuyorlardı.
 
Soru: Bundan sonra hangi kitaplar yayınlayacaksınız?
 
Ali Haydar Koyun: Şu anda üçüncü kitabımı tamamladım, bir aksilik olmaz ve yayınevleri ile görüşerek anlaşabilirsem bu yılsonuna doğru çıkaracağım. Kitabın içeriği ise engellilerin yaşamış olduğu duygusal sevgi konusunda yaşadıkları ve karşılaştıkları olumlu olumsuz olaylarla ilgili. Kitabı hazırlamamda engelli arkadaşlarımın büyük desteğini gördüm. Üçüncü kitabımın da baskısı yapıldıktan sonra ara vermeden yeni çalışmama yoğunlaşacağım. Çünkü o konuda da hazırlık yapıyorum şimdiden.
 
Soru: Engellilerin genel sorunları neler çözüm yolları sizce nedir?
 
Ali Haydar Koyun: Engellilerin genel sorunları bence eğitim, sağlık, istihdam, sosyal güvenlik, rehabilitasyon, erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik vb gibi sıralanabilir. Bu başlıkların altında daha yüzlerce sorun yatmaktadır. Yıllardır savunduğum gibi engellilerin yaşamış olduğu sorunların çözümü toplumun bu konuda eğitimli ve bilinçli olması ve engellilere karşı olumsuz olan bakış açılarının değişmesiyle çözüme kavuşacağıdır. Toplumun engellilere karşı önyargılı bakış açısı değişmedikçe hangi yasa çıkarsa çıksın uygulamalarda hep sorun yaşanacaktır. Malumunuz Anayasamızın eşitlikle ilgili maddesine engellilere karşı pozitif ayrımcılık getirdiler. Peki, bu pozitif ayrımcılığın uygulandığını gören oldu mu hiç? Kendi yaşantımdan örnek vereyim. Günlük yaşantımda bir tek gün dahi bu yasanın uygulandığını görmedim. Yolda gidemeyen beni kaldırımları kullanamayan ben, ulaşım araçlarını kullanamayan ben, duraklardan istifade edemeyen ben, sinemaya, tiyatroya, lokantalara, pastanelere, mağazalara gidemeyen giremeyen ben, tuvaletin gelince altına etmek zorunda kalan ben, ibadet etmek için ne camiye ne de cem evine giremeyen ben şimdi soruyorum nerede bu pozitif ayrımcılık uygulaması. İşte bu nedenle toplum engelliler konusunda eğitimli ve bilinçli olmadıkça bizim sorunlarımız çözüme kavuşmayacaktır.
 
Soru: Engellilik konusunda önyargı çok bunu engelliler nasıl yıkabilirler?
 
Ali Haydar Koyun: Ünlü bilim adamı Albert Einstein’in dediği gibi “Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…” sözlerinde görüldüğü gibi ne yaparsak yapalım toplumda her konuda olduğu gibi engelli konusunda da önyargıyı tamamen ortadan kaldıramayız. Ancak bunu en az seviye çekmek için mücadele edebiliriz. Bu konuda da öncelikli engellilerle ilgili dernek, vakıf ve spor kulüplerine büyük iş düşüyor. Bu STK’lar çok dağınık ve koordinasyonsuz bir şekilde faaliyet yürütüyorlar. Bunlar benzer amaçlı dernekler birer çatı altında toplanmalı daha sonra da bu oluşumlar bağlı oldukları federasyonlara üyeliğini yapmalı ve onlarda konfederasyona. Aşağıdan yukarıya doğru sağlıklı ve bilinçli bir şekilde örgütlenme yapılanması olmalı ve bunlarda engellilerin yaşamış olduğu her türlü soruna çözüm üretici faaliyetler ortaya koymalıdır.
 
Soru: Engelliler sizce nasıl gelişme göstersin ki toplum tarafından ezilmesin?
 
Ali Haydar Koyun: Engelliler başta kendilerinin de her insan gibi bu toplumun bir parçası olduğunun bilincinde olmalı ve kendilerini yetiştirerek eğitimli ve bilinçli bir hale gelerek yasal haklarını talep etmeleri gerekiyor. Kendini yetiştirmeden eğitimli ve bilinçli bir hale gelmeden haklarını savunamaz ve talep edemezler. Böyle bir topluluk oluşumunu sağlayabilirsek toplum bizi hiçbir zaman ezemez.
 
Soru: Bu konuda başka neler anlatacaksınız?
 
Ali Haydar Koyun: Engellilere son olarak şunu söylemek istiyorum. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözünün dediği gibi önce eğitimli ve bilinçli olmak için çaba göstersinler. Daha sonra dernek çatısı altında sağlıklı bir şekilde örgütlenerek “Hak verilmez, hak alınır” düşüncesiyle hareket ederek haklarını savunarak almak için mücadele etmelerini istiyorum. Siz olmadan hiç kimse sizin adınıza mücadele edemez diyorum. Bu güzel röportajla bana zaman ayırdığınız için ayrıca sizlere de teşekkür ediyorum.




1898 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çay Felsefesi - 13/08/2021
Cömert tanınmak ve bilinmek istiyorsak çay ikram etmekten, çay ikramlarını sevgi ile kabul etmekten kaçınmamalıyız.
Karınca Fabrikası - 03/05/2021
Karınca Fabrikası
Bizim için Bizsiz Asla - 22/04/2021
Bizim için Bizsiz Asla
Maşallah - 21/04/2021
Maşallah
Güçsüzleri Koruyan Oğlum - 21/04/2021
Güçsüzleri Koruyan Oğlum
Bilgi ve Sevgi Temelli Oğlum - 14/04/2021
Bilgi ve sevginin temel değerler olduğu toplumların sırtının asla yere gelmeyeceğine inanmaktayım.
Coşku ile Dolu Oğlum - 14/04/2021
Ömür boyu coşkulu yaşamın seninle, ailenle, iş arkadaşlarınla, tüm milletinle, insanlıkla paralel olarak devam etmesini dilerim.
4 Yılda 650 Kitap Okumak - 10/02/2021
4 Yılda 650 Kitap Okumak
Telif - 28/01/2021
“Gerçek telif mutluluktur”
 Devamı
Fikir Konağı
Abdullah Küçük
Ev Hapsi Günlerinden

Ali Haydar Koyun
Rakamlarda büyük, güç de zayıf olan topluluk

Derya Kadıoğlu
Yalvaç'ın İnsanları

Fırat Han Koçak
Dünyayı Sömüren Küresel Çeteler - 4

Hanife Mert
Eylül ve Hüzün

Zehra Gaylan Yüksekkaya
"Sahi, Neydi Bayram?"

Abdullatif Acar
Umut Adına Martı Olmak

Afşin Selim
Kitapla Diriliş

Ahmet Aytaç
Yazmak kolaydır, Okutturmak büyük marifet ister...

Altun Özmeşe
Kalpteki Kor Parçası

Aslı Ersoy
Zıtlıkların Öğretisi*

Aynur Hazar
Nice Ömürler Eskir Yaşamanın Teninde

Ayşen Kurban
Eksiğim

Aytekin Duran
Görmek ve Duymak Nasıl Bir Duygudur...

Beyhan Uygur
Şekerci Dede ve Tonton Eşi

Burak Kılıçaslan
Burak Kılıçaslan: Emin Demir ile "Ferman" Üzerine Bir Söyleşi

Çağrı Cebeci
Çağrı Cebeci: Yaşlılık

Dilruba Başak
Her Şey Sevince Güzel

Diyanet İşleri Başkanlığı
Öfkeye Hakim Olmak

Engin Dinç
Dil Belası

Ergül Yılmaz
Bir Demet Şiir

Gamze Karadağ
Kayahan Demir: Gaipten Sesler

Gamze Parlak
İnsanlık Nereye Gidiyor

Gözde Karadağ
Gözde Karadağ: Hakan Yusuf Yılmaz - Alpagut Budun 1 Beklenmedik Keşif

Gülhan Teke Genç
Evrildik (mi?)

Hatice Yatkın Yetişen
Adımı Unutma (İmza: Kadın) / Kitap Yorumu

Havva Yaşar
Tefekkür Üzerine Hasbihal

Hayrettin Gönül
Zaferimiz Daha Bir Yaşında!

İbrahim Ethem Gören
Bir Burak bekleniyor!

İlhan Özgür
Türk Eri

Kaşif Meriçli
Kaşif Meriçli: Little Fugitive

Mahmut Ferhat Alptekin
Demokratik Sol

Mecbure İnal Vela
Çizdim, oynamıyorum!

Mehmet Aydın
Ömer Faruk Kaya: Sus ve Bana Aşkı Anlat

Merve Güney
Güneşin Kızı Biterken

Meryem Seyda Parlak
Psikoloji’ye (Ruh Bilimine) Olan İhtiyaç

Muharrem Dere
Doğu, Batı. Dost, Düşman! Kime Göre?

Murat Ginlik
Kısacık ve Çok Uzun Bir Hikâye

Murat Şaşzade
Küçük Tuhaflıklar

Mustafa Gündoğdu
Ölüm Var...

Nagihan Örsel
Sadece SEN!

Nazan Arısoy
Yağmur'un Aşka Teslim Oluşu

Necati Dilek
Uğruna Şiirler Yazılan Kadın

Necdet Bayraktaroğlu
Büyük Türk Devlet Adamı Timurhan'ın Hayatı, Vasiyeti ve Yasası olan Tüzükat-ı Timur

Nermin Güday Kaçar
Asker Yolu Beklerim

Nurcan Dağ
Yalancı Pollyanna Kitap İncelemesi

Nurhan Işkın
Dedemin Saati

Nurittin Günay
Babamın Jübilesi

Özlem Akşit
Selamlaşma Geleneğinin Toplum ve Gençliğimiz İçin Anlam ve Önemi

Pakize Şeyma Kandemir
Salgının Yeni Yazarları 1

Selahattin Doğan
İyilikde İnatlaşmak

Şükran Pınarcan
Duran Çetin Cüneyt kitabı yorumu

Turan Yalçın
Çay Felsefesi

Yasemin Ilgın
Yasemin Ilgın: Hayallerim

Zeynep Didem Gezgin
Merhamet